Dünyadan Haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Dünyadan Haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Ocak 2017 Cumartesi

Oğlu boğulurken cep telefonu ile meşgul olan Çinli anne

Çin'de bir anne, cep telefonu ile meşgul olduğu için kendisinden sadece 2 metre uzakta olan oğlunun boğulduğunu farkedemedi. 3 Ocak'ta Xianyang city'deki Ocean Spring Resort'da meydana gelen korkunç olay CCTV kamera tarafından görüntülendi.

Kamera görüntüleri bu tür korkunç olayların nasıl saniyeler içinde olabileceğini gösteriyor. 4 yaşındaki talihsiz çocuk annesi cep telefonu ile meşgul iken havuzun sadece 1.1 metrelik daha derin tarafına kayıyor ve çırpınışları maalesef ne telefonla meşgul olan annesi, ne de havuzdaki diğer kişiler tarafından farkediliyor.

Havuzlar, ne kadar sığ olurlarsa olsunlar küçük çocuklar için tehlikeli yerler ve buralarda bir çocuğu çok kısa bir süre bile yanlız bırakmamak gerekiyor. Zira dengesini kaybeden küçük bir çocuk kendi boyundan daha sığ bir suda bile boğulabilir.

1 Ağustos 2014 Cuma

2014 Batı Afrika Ebola Salgını

15 Ekim 2014- Dünya Sağlık Örgütü 2014 Ebola Salgınında ölüm oranının 70% olduğunu açıkladı. Bu oran bugüne kadar bilinen 50%'den çok daha yüksek.

Thomas Duncan'dan ebola kapan 26 yaşındaki hemşire Nina Pham'ın ardından bugün 29 yaşındaki Amber Joy Vinson adlı bir başka hemşirenin de kanında ebola virüsüne rastlandı. Ateşinin yükselmesinden hemen sonra karantinaya alınan hemşirenin haberi, Amerikan CDC'nin Thomas Duncan'ı hemen özel bir hastaneye kaldırmamakla hata yaptıklarını itiraf etmesinin hemen ardından geldi.

Hemşire Nina Pham'ın protokolü takip etmediğini belirterek bir anlamda hemşireyi günah keçisi yapmaya çalışan CDC'ye hemşireler birliği "protokol yoktu ki takip edilsin" diye çıkışmış ve hastanenin Thomas Duncan'a bakan ekibe doğru dürüst bir koruma elbisesi bile vermediğini belirtmişti.

Hastalığı kapan ikinci hemşire, yüksek ateş ile karantinaya alınmadan birgün önce bir yolcu uçağı ile Cleveland'dan Dallas'a uçmuş. Uçakta 132 yolcu varmış.

14 Ekim 2014 - Ebola vakalarındaki üstel artış hızı korkutuyor. WHO'ya göre yılbaşından 14 Ekim'e kadar toplam vaka sayısı 9,000 üzerinde olsa da, Aralık başında haftada 10,000 vaka hızına çıkılabileceği konusunda uyarıda bulunda. Kötümser senaryolara göre ebola virüsü vaka sayısı yılbaşında 1.4 milyonu bulabilir. Araştırmalara göre öldürme oranı 70% olan bu salgında 1.4 milyon vaka yaklaşık 980,000 ölüm demek!

Ebola salgını üstel artışı nedeni ile çok daha korkunç bir hal almak üzere. Yukarıdaki grafik 8 Ekim 2014 tarihine kadar
toplam vaka (kırmızı) ve ölüm (siyah) sayısını gösteriyor. Bunlar resmi rakamlar ve muhtemelen asıl sayı bu rakamların
2.5 katı.

13 Ekim 2014 - Ebola virüsünü Amerika'ya taşıyan Liberyalı Thomas Duncan'a bakan hemşirelerden birinde Ebola teşhis edildi! 26 yaşındaki hemşire, Thomas Duncan ile temas neticesinde takip edilen ve ebola ihtimali olanlar listesinde bile değil! Bu olay ve İspanyol hemşire vakası, birinci dünya ülkelerinin ebola virüsü ile savaşmaya, yetkililerin bolca "biz Afrika değiliz" böbürlenmelerine rağmen, hazır olmadıklarını gösteriyor.

Amerika'lı hemşire Nina Pham, ebola hastalığını Amerik topraklarında kapan ilk ve Afrika dışında
kapan ikinci kişi oldu. 26 yaşındaki hemşire, Amerika'da ebola'dan hayatını kaybeden Thomas Duncan'a bakan
ekipte idi.
7 Ekim 2014 - İspanya'da ebola hastalığına yakalanan bir hemşire, hastalığı Batı Afrika dışında kapan ilk kişi oldu. Talihsiz hemşire, Sierra Leone'de ebolaya yakalanan ve tedavi için getirildiği İspanya'da vefat eden misyonere bakan ekipte idi. 25 Eylül'de İspanyol misyonerin ölmesinin ardından tatile çıkanb hemşire haberlere göre 30 Eylül'de yüksek ateş şeklinde hastalanmış ve sonradan yapılan testlerde ebola pozitif çıkmış!

Bugüne kadar resmi olarak 4,000'e yakın can alan ebola salgınında hastalığa yakalananlar (Amerika'da ortaya çıkan vaka da dahil), ebola virüsünü Afrika'da kapmıştı. Haberin en vahim yanı İspanya'nın ebola virüsünün Batı Afrika gibi yayılmayacağı varsayılan gelişmiş bir ülke olması. Bu haber geçen hafta Amerika'da ebola belirtileri ve üstüne bir de Batı Afrika'dan yeni gelme gibi bir tarihçe ile hastaneye giden fakat bir kutu antibiyotik ile eve yollanan Liberya'lı ebola hastası haberine eklenince Batı Dünyasının öyle iddia edildiği gibi hastalıkla başetmeye hazır olmadığı endişesi yaratıyor.

İspanyol hemşirenin ekibinde yer alan 30 kişi ve hemşirenin temasta buılunduğu kişiler ebola hastalığına yakalanma riski yaşıyor maalesef. Ebola her ne kadar hasta kişilerin vücut sıvıları ile direk temasla bulaşsa da bu sıvılara ter de dahil olduğu için ebolanın bulaşma riski yüksek olabiliyor.

5 Ekim 2014 - ABD'de ortaya çıkan ebola vakasından sonra yetkililer ardı ardına herşey kontrol altında, biz ABD'yiz bize birşey olmaz tadında açıklamalar gelirken aşağıdaki fotoğraf herşeyin o kadar da kontrol altında olmadığının en büyük kanıtlarından biri.

Liberya'dan Amerika'ya doğru yola çıkmadan 4 gün önce eboladan ölen birini taşıyan ve ebola konusunda gümrükte yalan söyleyerek ABD'ye giren Thomas Duncan'ı ilk gittiği hastane, yüksek ateş ve Batı Afrika'dan gelmiş olmasına rağmen bir kutu antibiyotik ile eve yolluyor. Burada iki gün boyunca ebolayı kimbilir kimlere bulaştıran Duncan çok şiddetli hastalanınca akrabası direk CDC'yi arıyor. Dışarıda ambulans bekleyen talihsiz adam ise kontrol edilemez şekilde kusuyor.

Aşağıdaki foto bir haber kanalınca helikopterden çekilmiş. Hiçbir koruma önlemi olmayan iki kişi hortum ile Duncan'ın oldukça tehlikeli kusmuğunu temizliyor. Bu arada da sandaletli bir kadın akan suya basarak yürüyor!



9 Ekim 2014 - Oğlunun annesi ile yeniden birleşmek ve yeni bir hayat kurmak üzere Liberya'dan Amerika Birleşik Devletlerine uçan Thomas Duncan, ebola teşhisi konulduktan 1 hafta sonra hayatını kaybeder. Duncan 19 Eylül'de Amerika'ya uçmadan dört gün önce ebola hastası bir kadını hastaneye götürüp getirmiş olmasına rağmen uçağa binmeden doldurduğu forma "ebola taşıyan biri ile temasım olmadı" yazmıştır. Amerika'ya geldikten hemen sonra 39.4 ateş ve Batı Afrika'dan geldiğine dair bir tarihçe ile 25 Eylül'de hastaneye giden Duncan, muhtemelen sigortasız, siyah ve fakir göçmeni basit bir ilaçla hastaneden postalama refleksi neticesinde evine geri gönderilmiş, 2 gün sonra ise ambulans ile hastaneye geri gelmiştir.

15 Ağustos 2014 - Ebola korkusuna devam. Geçtiğimiz günlerde THY Nijerya uçağından Ebola şüphesi ile alınan yolculardan sonra şimdi de Osmaniye'de bir kişi Ebola şüphesi ile Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi'ne getirildi. Kısa bir süre önce Uganda'dan döndüğü bildirilen 34 yaşındaki hasta üst solunum yolu enfeksiyonuna bağlı ateş ile şiddetli ishal görülmesi üzerine ailesi tarafından Osmaniye Devlet Hastanesine getirilmiş ama seyahat tarihçesi yüzünden Çukurova Üniversitesi Balcalı Hastanesi'ne sevk edilmiş. Uganda'da bilinen bir Ebola vakası olmasa da Ebola'nın Afrika ülkeleri içinde yayılma ihtimali yüzünden kimse işi şansa bırakmıyor.

13 Ağustos 2014 - Dün Türk Havayolları uçağından ebola virüsü korkusu ile alınan hastanın sıtma olduğu anlaşıldı. Sıtma gibi birçok tropik hastalık ebolanın ilk günlerindeki belirtilerle aynı şekilde devam ediyor. Lagos'tan İstanbul'a, 3 yaşındaki oğlu ile gelen 32 yaşındaki Afrikalı kadının geldiği Lagos'ta şu ana kadar en az 10 ebola hastası teşhis edildi.

12 Ağustos 2014 - Türk Havayolları'nın Nijerya'dan gelen yolcu uçağında bulunan Afrikalı bir kadın yolcu ve çocuğunun yüksek ateş ve kusma belirtileri nedeniyle sağlık ekiplerince ambulansla havaalanından alındığı bildirildi. Yolcuların alınması Atatürk Havalimanı'nda Ebola paniğine neden oldu. Nijerya, Temmuz ayında uçakla ülkeye gelen bir yolcunun taşıdığı ebola virüsü ile ebola salgını devam eden ülkeler listesine girmişti. Türkiye her ne kadar tek uçuş ile ebola salgın bölgesine bağlı 35 ülkeden biri olsa da yüksek ateş ve kusma başka birçok daha az tehlikeli virüsün de habercisi.


THY Ebola Şüphesi
Ebola şüphesi ile THY uçağından alınan hastalardan biri.

5 Ağustos 2014 - 20 Temmuz'da ebola virüsü ile Nijerya'ya uçan ve 25 Temmuzda burada hayatını kaybeden Patrick Sawyer'a bakan doktorun da hastalığı kapmış olduğu açıklandı. Maalesef hastaya bakan 3 kişide daha ebola virüsü şüphesi var ama test sonuçları henüz belli değil. 20 Temmuzda Patrick Sawyer ile aynı uçakta bulunan ve Nijerya tarafından takip edilmeyen yolcular ise şu an hastalığı başka yerlerde yayıyor olabilirler.

Nijerya'da karantina koşullarında hastalığın başkalarına bulaşması bu ülkelerde karantina koşullarının ne kadar yetersiz olduğunu gösteriyor maalesef. Hastalık genelde ya hastanın vürüsü kendine bakan yakınlarına ya da hastanee personeline bulaştırması ile yayılıyor. Burada en önemli faktör hastaların hastalıklarını ya bilmemeleri ya da saklamaları. Örneğin Liberya'dan hastalıkla uçağa binen Patrick Sawyer her ne kadar eboladan ölen kız kardeşi ile hiç temas etmediğini söylese de eşi daha sonra Sawyer'ın hasta kız kardeşine bizzat baktığını ve kız kardeşi ölene kadar hastalığı sıtma sandıklarını anlatmıştı.

Bu arada Dünya Sağlık Örgütü eboladan ölenlerin sayısının 887'ye ulaştığını açıkladı. Birkaç gün önce bu rakam 729 idi.

4 Ağustos 2014 - Geçtiğimiz akşam Sierra Leone'den İngiltere'nin Gatwick Havaalanına uçan uçaktaki 72 yaşındaki bir kadın kusma ve terleme belirtileri ile uçaktan çıkınca yere yığılmış ve hayatını kaybetmiş. Bu olay her ne kadar Ebola korkusunu ateşlese de dün gece talihsiz kadın üzerinde yapılan testler ebola için negatif çıkmış.

3 Ağustos 2014 - Amerikalı yetkilierin bildirdiğine göre daha önce Batı Afrika'da Ebola virüsü kapan ve Amerika'ya transfer edilen Dr. Kent Brantly'nin durumunda iyileşme görülmüş. Konuyla ilgili açıklama yapan Dr. Thomas Frieden Ebola'nın ürkütücü öldürücülüğünün her nüfus grubunda aynı şiddette olmaya bileceğine dair ipucu veriyor. CDC'nin yöneticisi olan Dr. Frieden demiş ki : "Ebola çok öldürücü ama bu doktorumuz gibi sağlıklı olan insanlarda öldürücülük basında yer alan orandan daha az olabilir".

Ebola virüsüne yakalanan birinin bu tür bir şüpheye düştüğünde yapması gereken ilk şey hemen sağlık sistemine başvurması. Zira hiç sağlık yardımı almayan, geç veya yetersiz yardım alan kişilerde ebola yüzde 90 öldürücü iken zamanında ve etkin müdahale ile bu oran yüzde 60 veya daha altına geriliyor.

2 Ağustos 2014 - Bugün itibari ile ebola virüsü nedeniyle ölü sayısı 729. Liberya ve Sierra Leone'de olağanüstü hal ilan edilmiş durumda.

1976 yılında hayatını kaybeden bir rahibenin izinden giderek ebola virüsünü ilk defa tanımlayan ve isim veren Peter Piot'un da belirttiği gibi şu an devam etmekte olan ebola salgını tarihteki en uzun, en öldürücü ve en büyük alana yayılmış ebola salgını.

Amerika Birleşik Devletleri, Batı Afrika'da ebola hastalarına bakarken hastalığa yakalanan iki vatandaşını özel uçakla Amerika'ya getirmeye hazırlanıyor. Hastalar iki ayrı uçuş ile Amerika'ya taşınıyor. Hastalar muhtemelen 33 yaşındaki Dr Kent Brantly ve 59 yaşındaki misyoner Nancy Writebol.

1 Ağustos 2014 - Ebola salgını Batı Afrika'da başladığı ülkelerde kontrolden çıkmaya başlarken qz.com şu aşağıdaki haritayı yayınladı. Şu an 2014 Batı Afrika Ebola Salgını yaşanan ülkelerden sadece 1 uçuş mesafesi uzaklıkta 36 ülke var ve bunlardan biri de Türkiye! Avrupa'da 6 ülke (Almanya, İngiltere, Belçika, Fransa, İspanya, Hollanda) ve Ortadoğu'da Ürdün ve Birleşik Arap Emirlikleri de listede.

Geçtiğimiz hafta Liberya'dan aktarmalı olarak Nijerya'ya ulaşan 40 yaşındaki Patrick Sawyer, uçakta şiddetli şekilde hastalanıp Nijerya'nın başkenti Lagos'ta karantinaya alındıktan sonra vefat ettiğinden beridir, Ebola'nın havayolu ile diğer ülkelere sıçrama ihtimali öne çıkmaya başladı. Şimdiden Hong Kong, İngiltere, Tayland ve Avustralya havaalanlarında önlem almaya başladılar.

Ebola her ne kadar kurbanını şiddetli şekilde hastalandırıp seyahat edemez hale getirdiğinden global salgın ihtimali düşük olsa da hastalığın 3 haftaya kadar varan ve tamamen belirtisiz kuluçka evresi tehlikeli bir salgın ihtimalini az da olsa arttırıyor.

Ebola salgını olan Batı Avrupa ülkelerinden sadece bir uçuş mesafesi uzaklıkta olan ülkeler
Kaynak : qz.com
31 Temmuz 2014 - Amerika Birleşik Devletlerinin Hastalık Koruma ve Önleme Merkezleri (The Centers for Disease Control and Prevention (CDC)), Ebola salgınının şiddetle devam ettiği Gine Cumhuriyeti, Sierra Leone ve Liberya'ya seyahat edilmemesi konusunda uyarı yayınladı.

25 Temmuz 2014 - Nijerya'ya 20 Temmuz'da havayolu ile ulaşan Patrick Sawyer, havaalanında karantinaya alındıktan sonra ebola virüsüne yenik düştü. Daha önce çoğunlukla kırsal ve yağmur ormanlarına yakın köylerde yayılan hastalık böylece Lagos gibi büyük bir şehre havadan ulaşarak salgın ile ilgili korkuları arttırdı.

Patrick Sawyer, Amerikan Vatandaşı ve ailesi Amerika'da yaşıyor. Her ne kadar yetkililere eboladan ölen kız kardeşi ile temasının olmadığını söylemiş olsa da Amerika'daki eşi daha sonra Sawyer'ın kızkardeşine bizzat baktığını ve kız kardeşi ölene kadar hastalığı sıtma sandıklarını anlattı.

Olayın diğer bir ürkütücü yanı da uçakta şiddetli ishal ve kusma belirtileri gösteren Patrick Sawyer ile aynı uçakta bulunanlar karantinaya alınmadan salıverilmiş. Üstelik Sawyer Liberya'dan direk uçmamış Lome, Togo ve Accra'da aktarma yapmış.

25 Mayıs 2014 - Sierra Leone'de ilk Ebola vakası bildirildi.

23 Mayıs 2014 - Ebola salgını Gine'nin başkenti Konakri'ye ulaştı. 2 milyon nüfuslu şehirde temizlik, tuvalet ve hijyen koşulları kötü durumda.

Nisan 2014 - Şubat ayından beridir devam eden Ebola salgınında, ebola virüsü bulaşan 242 kişiden 142'si hayatını kaybetmiş. Bu salgının öldürme oranı %59.

Mart 2014 - Kanamalı ve ateşli bir hastalık yavaş yavaş yayılmış olsa da, bu vakalrın bir ebola salgını olduğu ilk olarak Mart 2014'te belirlenir.

28 Aralık 2013 - Gine'de Guéckédou adlı bir köyde Emile adlı iki yaşındaki bir çocuk ne olduğu o zaman bilinmeyen kanamalı bir hastalıktan ölür. Talihsiz yavrucak bir meyve yarasası tarafından ısırılmıştır (ya da bir meyve yarasasının düşürdüğü ısırlmış bir meyve parçasını ağzına atar). Emile'den birkaç gün sonra üç yaşındaki ablası ve onları takiben annesi ve anne annesi de aynı hastalıktan vefat eder. Anneannenin cenazesine katılanlar dünyanın gelmiş geçmiş en büyük ebola salgınını başlatmak üzere olduklarından habersiz köylerine geri dönerler.

Ebola nedir? Ebola ne demek?
Ebola hem Ebola Kanamalı Ateşi olarak bilinen nadir ama oldukça öldürücü hastalığın hem de bu hastalığa neden olan virüsün adı. Bu virüsü 1976 yılında ilk defa tanımlayan mikrologlar virüse ilk salgının olduğu köylere yakın olan Ebola Nehrinin adını vermişler.

Hastalığın doğada hangi hayvanlarda saklandığı tam olarak bilinmese de meyve yarasaları en güçlü taşıyıcı adayı. Afrika'da oldukça yaygın olan av hayvanı tüketimi yüzünden hayvanlardan insana geçen ebola virüsü daha sonra insandan insana da geçiyor. İnsandan insana bulaşma yolu ise kan, sperm, sidik, kusmuk, vs ... gibi vücut sıvıları.

Ebola virüsü her ne kadar grip gibi havadan kolayca bulaşmasa da AIDS gibi hastalıklara göre daha bulaşıcı zira hasta kişilerin vücut sıvıları ile kirlenmiş yüzeylerden (örneğin havlu, tabak, vs ...) bulaşabiliyor.

Ebola belirtileri
Ebola virüsü bulaştıktan 3 ila 21 gün arası değişen bir süre içinde hastalık birden bastırıyor. Ateş, boğaz ağrısı, ishal, şiddetli halsizlik gibi belirtileri olan hastalık daha ileri safhalarında organlarda kanamaya neden oluyor ve hasta iö organ yetmezliğinden ölüyor.

Ebolayı korkutucu yapan tarafı öldürücülüğü. Eğer gerekli hasta bakım koşulları sağlanmamış ise virüs her 10 kurbanından 9'unu öldürüyor. Yoğum bakım gibi desteklerle bile bu oran her 10 kişiden 6sının ölümü şeklinde.
31 Temmuz 2014 Perşembe

Türkiye Ebola salgın bölgesinden sadece bir uçuş mesafesi uzaktaki 35 ülkeden biri

2014 Batı Afrika Ebola virüsü salgını tarihteki en büyük Ebola salgını olarak devam etmekte. 1200 kişiye bulaşan virüs, Mart 2014'ten beridir 600'dan fazla kişinin canını aldı. Öldürücülük olanı yüzde 90'lara kadar çıkabilen bu hastalığın bu salgındaki öldürme oranı yüzde 60.

Bazı sivil toplum kuruluşlarına göre kontrolden çıkmış olan Batı Afrika Ebola salgınını daha da korkutucu yapan haber ise geçen hafta geldi : Liberya kökenli 40 yaşındaki bir erkek, uçak ile birkaç ülkeye uçtuktan sonra Nijerya'da virüse yenik düştü. Bu da kuluçka dönemi 2-3 hafta olan Ebola'nın uçaklarla dünyanın dört bir tarafına taşınması ihtimalini gündeme getirdi.

Ebola'nın Lagos gibi büyük bir şehire ulaşabilmiş olması korkutucu. Bundan önceki Ebola salgınları genelde kırsal alanda ve birkaç köy ile sınırlı kalıyordu. Görgü tanıklarına göre Liberya'lı Patrick Sawyer uçak sehir halinde iken birden kusmaya başlamış ve ağır ishal olmuş. Bu uçakta bulunan ve Patrick Sawyer'ın kusmuklarına bir şekilde temas eden herkese virüs bulaşmış olabilir ama Nijerya hükümeti uçaktaki yolcuları karantinaya almamış. Uçak Liberya'dan kalkıp Gana'da durmuş ve Togo'da aktarma yapmış. Ebola'nın kuluçka dönemi 13 günden 21 güne kadar değişiyor ve bu dönemde bir belirtisi olmuyor.

Bu hafta Hong Kong ve İngiltere'de iki şüpheli karantinaya alınsa da bu kişilerin testleri neyse ki negatif çıktı. Fakat yine de Hong Kong, İngiltere, Tayland ve Avustralya Ebola'ya karşı sınırda önlem almaya başladılar.

Şu an Ebola virüsü salgınının devam ettiği ülkelerin direk bağlantılı olduğu 39 havaalanı var. Bu havaalanları 35 ülkede ve bu ülkelerin arasında Türkiye'de var.

Kaynak : qz.com
Bu yukarıdaki haritaya bakıp da hemen paniğe kapılmak için erken. Zira her ne kadar 2-3 haftalık bir kuluçka dönemi olsa da Ebola en çok hastalığın belirtilerinin ortaya çıktığı zaman bulaşıcı. Ve bu belirtiler o kadar ağır ki hastanın seyahat şansı yok. Zaten şu ana kadar Dünya Sağlık Örgütü herhangi bir seyahat kısıtlaması koymuş değil.

Ebola Nedir?
Ebola virüsünün yol açtığı Ebola hastalığı nadir görülen ama oldukça öldürücü bir hastalık. Bulaştığı her 10 hastadan 6 ila 9'unu öldüren Ebola ormanlık alanda vahşi hayvanlardan insanlara bulaşıyor ve insandan insana da vücut sıvıları yoluyla geçebiliyor. Yüksek ateş, kusma, ağız ve gözde kanama gibi ağır belirtilerle ortaya çıkan hastalığın bir aşısı ya da ilacı yok. Hastalığa yaklananlar yoğun bakıma konuyor ve yaşam destek ünitelerine bağlanarak hastalıktan kurtarılmaya çalışılıyor.

İsmini 1976 yılında ilk ortaya çıktığı bölgedeki Ebola Nehrinden alan Ebola virüsünün öldürücülüğü ise dolaşımda olan virüs türüne ve hastaya verilen yaşam desteğin yoğunluğuna bağlı. Zahire Ebola virüsünün öldürme oranı yüzde 83 ve bazı salgınlarda bu oran yüzde 90'a çıkmış.

Ebola'nın Afrika'da sıklıkla görülme sebebi Afrika'da av hayvanlarının yenme oranının hala oldukça yüksek olması. Virüsün ise meyve yarasaları tarafından taşındığı düşünülüyor. Virüs insanlara ise bu hayvanların virüsü bulaştırdığı ve Afrika'da sıklıkla tüketilen av hayvanlarından geçiyor.



25 Haziran 2014 Çarşamba

Eli Wallach, İyi, Kötü ve Çirkin'in "Çirkini" 98 yaşında hayatını kaybetti.

Sergio Leone'un 1966 yapımı muhteşem filmi "İyi, Kötü ve Çirkin"in "çirkin"i Tuco Ramirez'i canlandıran Eli Wallach, 98 yaşında hayatını kaybetti. Oyunculuk kariyeri 60 yıl süren 1915 doğumlu üstad 1960 yapımı Yedi Silahşörler (The Magnıfıcent Seven) ve Baba III (The Godfather Part III) gibi başyapıtlarda da önemli rollerde bulunmuştu.

Eli Wallach'i en son 2010 Oscar törenlerinde görene kadar aslında hala yaşadığını bile bilmiyordum. Benim için Eli Wallach çocukluğumun en unutulmaz filminin ve en unutulmaz film sahnesinin 3 kahramanından biridir. Aşağıdaki videodaki sahne "İyi, Kötü ve Çirkin" filminden. Filmin sonunda, Üzgün Tepe Mezarlığına gelen "İyi" (ki hiç de iyi değildir), "Kötü" (İyi ve çirkinden kötü değildir) ve "Çirkin" (bakımsızdır, çirkin değildir) Meksika duellosuna girişirler.


Bu meşhur sahne Sergio Leone'un müziğe göre sahne hazırlamasına bir örnektir. Sahnede çalan  Ennio Morricone'un Il Trio parçasının ritmine uyacak şekilde yapılan çekim ve sahnedeki gerilim unutulmaz (Leone müziğin mezarlıktaki ölülerin duelloya tutuşan üçlüye gülüyor gibi hissettirmesini istemiş).


17 Nisan 2014 Perşembe

Uzak Asya'nın ilk MERS kurbanı Suudi Arabistan'dan Turk Havayolları ile uçmuş.

Türkiye'de bu haber ne kadar yankı buldu bilmem ama Malezya'nın Johor Bahru kentinde 54 yaşındaki bir Malezyalı MERS nedeni ile vefat etti. Batu Pahat kentinde ikamet eden şahıs Suudi Arabistan'da Umre'ye gittikten sonra Mart 29'da Malezya'ya dönmüş.

Haberin bizi yakından ilgilendiren kısmı ise Malezyalı virüs kurbanının Suudi Arabistan'dan İstanbul aktarmalı olarak Malezya'ya uçmuş olması. Türk Havayolları'nın TK93 ve TK60 sefer sayılı uçakları ile 29 Mart tarihinde Cidde - İstanbul - Kuala Lumpur rotasında uçan yolcuların hemen bir hastaneye gitmesi isteniyor.

Malezya medyasına göre MERS kurbanı şahıs 13 Nisan'da vefat etmiş. MERS-CoV ilk olarak Orta Doğuda 2012 yılında ortaya çıktı ve henüz kaynağı bilinmiyor. Bugüne kadar kayıtlara geçen 238 vakadan 92'si vefat etti. MERS Suudi Arabistan'da görüldüğü ve bu ülke Hac için gelen oldukça fazla sayıda ziyaretçi aldığı için Türkiye gibi Müslüman nüfusu ağırlıkta olan ülkelerin dikkatli olması gerekiyor. Müslüman ülkelerin yanında Orta Doğu'ya bol miktarda göçmen işçi gönderen Hindistan ve Filipinler gibi ülkeler de de MERS salgını tehlikesi var. Johor'da meydana gelen olaya paralel olarak da Birleşik Arap Emirlikler'inden dönen bir göçmen işçi ise Filipinlerde karantinaya alındı.

MERS-CoV Nedir?

MERS-CoV Middle East Respiratory Syndrome Coronavirus kelimelerinin kısaltması. Orta Doğu Solunum Sendromu Corona virüsü demek. Corona virüs insanlarda ve hayvanlarda solunum yollarını enfekte eden bir grup virüs. İnsanlarda korona virüsü soğuk algınlığının yüzde 10 ila yüzde 30’ nu oluşturuyor.



MERS-CoV virüsünün insandan insana bulaşma şansı düşük ama eğer virüs mutasyona uğrarsa bu tür bir salgın tehlikesi mevcut. Virüs hastada şiddetli solunum yolları hastalığı olarak kendini gösteriyor. MERS belirtileri arasında ateş, öksürük ve nefes darlığı yer alıyor.

Eğer son bir ay içerisinde Orta Doğu'dan dönmüş iseniz ve ateş, öksürük, nefes darlığı gibi şikayetleriniz varsa bir doktora görünün.


15 Nisan 2014 Salı

Kanlı Ay Tutulması

15 Nisan Türkiye saati ile 8:58'de dünyanın bir kısmı Kanlı Ay Tutulması adı verilen oldukça ender görülen bir doğa olayına şahit olacak. Ve aklınıza takılabilecek saçma bir soruya da peşinen cevap verelim "Kanlı ay tutulması dünyanın sonu anlamına gelmiyor". Korkacak birşey yok yani. Maalesef kanlı ay tutulmasını izleyebilecek yerler arasında Türkiye yer almıyor zira olay gerçekleşirken Türkiye'de gündüz olacak.

Muhtemelen vakti zamanında kanlı ay tutulmasının bir anda belirmesi insanlarda büyük paniğe yol açıyor, tam o sırada tesadüfen kötü bir halt yemekte olan bir kısım insanoğlu ise bunu uğrayacakları gazabın bir işareti sayıyordu. Ve yine muhtemelen kanlı ay tutulması yaşanırken yanlış zamanda ve yanlış yerde olan birçok zavallı ise hayatını kaybediyordu.

Günümüzde de hala bu tür işaret avcıları mevcut. 15 Nisan Kanlı ay tutulması önümüzdeki yaklaşık iki yıl içinde altışar ay ara ile gerçekleşecek 4 ay tutulmasının ilki olacak. NASA'ya göre 4 kanlı ay tutulmasının arka arkaya olması oldukça nadir rastlanan bir durum. 1600 - 1900 yılları arasında hiç kanlı ay tutulması olmamış mesela. Ama 21. yüzyılda bol miktarda olması bekleniyor. Çok satan kitapların yazarı ve televizyon vahiyi John Hagee ise 4 kanlı ay tutulmasının bizi bekleyen "sarsıcı" olayların habercisi olduğunu iddia ediyor.

Kanlı Ay Tutulması (Blood Moon), ayın dünyanın gölgesine tam girememesi nedeni ile kırmızı renkte
görülmesi olayı.
2014 ve 2015 yıllarında gerçekleşecek 4 kanlı ay tutulmasının dördü de Amerika Birleşik Devletlerinden görülebilecek.

Kanlı Ay Tutulması nedir?

Kanlı ay tutulması, ayın dünyanın gölgesine tam giremediği ve bu nedenle de tam kararmak yerine renginin kırmızıya çaldığı bir astronomik olay.

11 Mart 2014 Salı

Kayıp Malezya Havayolları MH370 Uçağı Haberleri

29 Nisan 2014 - Geçtiğimiz 1 ay boyunca Güney Hint Okyanusunun altında ve üstünde yapılan aramalarda MH370'in izine rastlanamadı. Ama bugün Avustralya kökenli GeoResonance adlı bir şirket, MH370'e ait olabileceğini düşündüğü bir enkaza Bengal Körfezinde, bugün aranan yerin 5,000 kilometre kuzeyinde rastladıklarını duyurdu.

GeoResonance, nükleer başlıkları ve denizaltıları bulmak konusunda uzmanlaşmış bir firma. 2 milyon kilometre karenin uydu ve uçak görüntülerini taramışlar. Enkaz olabileceğini iddia ettikleri bölgede 5 Martta hiçbir şey yokken daha sonra uçaktan gelebileceğini düşündükleri aliminyum, titanyum, bakır ve çelik alaşımları gibi elementlere rastlamışlar.

Aşağıda GeoResonance firmasının bulduğu ve MH370'e ait olabileceğini düşündüğü "anormalliğin" haritadaki yeri görülüyor (sarı nokta). Burası Bengal Körfezinde ve Bangladeş'e yakın. Firma bu "anormalliğin" kesin olarak uçağa ait olduğunu iddia etmiyor fakat takip edilmesi gereken önemli bir ipucu olduğunu düşünüyor.


MH370'e ait olabilecek anormalliğin bulunduğu nokta

28 Mart 2014 - Malezya Başbakanının yaptığı açıklamadan sonra sadece güney koridorunda MH370'i arama çalışmaları devam ediyor. Bugün uçağın arandığı bölge daha kuzeye kaydırıldı. Bunun nedeni ise uçağın daha önce düşünüldüğünden daha hızlı uçtuğu ve bu nedenle de yakıtını daha hızlı harcamış olması.

Her ne kadar arama artık tek bir gölgeye yoğunlaşmış olsa da bu bölge neredeyse Norveç kadar büyük (Türkiye'nin kapladığı alanın yarısı kadar) ve karadan oldukça uzakta. Sık sık ortaya çıkan kötü hava da aramaları aksatıyor. Her ne kadar uydudan yüzlerce parça görünmüş olsa da henüz bu parçalardan herhangi birinin kayıp Malezya uçağına ait olduğuna dair bir delil yok. Bu kadar büyük bir alanda o kadar çok çöpe rastlamak mümkün.

Uydulardan görülen yüzen cisimlerle ilgili problemlerden biri de bazı çok büyük cisimler. 23-24 metre uzunluğundaki bu cisimlerin uçağa ait olması ihtimali düşük zira bu kadar büyük bir uçak parçasının yüzme şansı pek yok.

24 Mart 2014 - Malezya Başbakanı az önce bir basın toplantısı yaptı. Uydu haberleşmesinden yapılan hesaplamalara göre Malezya Havayolları MH370 uçağı güneye uçmuş ve en son Hint Okyanusunun güneyinde Avustralya'nın Perth kentinin 2500 km batısında uyduya sinyal gçndermiş. Bu bölgede herhangi bir iniş yapacak yer olmadığına göre kayıp Malezya uçağının Hint Okyanusunda şu an arama yapılan bölgede denize düştüğü kesinleşti.

Najib Razak'ın açıkladığı lokasyon son 5 gündür uçağa ait olma ihtimali olan enkaz parçalarının arandığı alana yakın. Her ne kadar Avustralya, Fransız ve Çin uydularından görülen şüpheli parçaların uçağa ait olup olmadığı henüz belirlenememiş olsa da, bunların uçaktan olma ihtimali güçlendi.

Malezya Başbakanının yaptığı kısa MH370 açıklamasının tamamı şu (İngilizce aslı linkte) :

"Bu akşam, İngiliz Uçak Kazası Araştırma Biriminden (UK Air Accidents Investigation Branch (AAIB)) brifing aldım. Kuzey ve güney koridorlarını işaret eden uydu verisini sağlayan Inmarsat firmasının veriler üzerinde daha fazla hesaplama yapmakta olduklarını bana söylediler. Daha önce böyle bir sorulturmada hiç kullanılmayan tipte analiz yöntemleri kullanarak MH370'in uçuş rotasını daha da aydınlatmışlar. 
Bu yeni analizlerine göre, Inmarsat ve AAIB MH370'in güney koridoru boyunca uçtuğu ve son pozisyonunun Hint Okyanusunun ortasında, Perth'in batısında olduğu sonucuna ulaştılar.
Burası olası herhangi bir iniş noktasına oldukça uzak ıssız bir lokasyon. Bu nedenle büyük bir üzünti ile açıklıyorum ki, bu yeni verilere göre, MH370'in yolculuğu Güney Hint Okyanusunda sonlandı. 
Yarın daha fazla bilgi ile bir basın toplantısı düzenleyeceğiz. Bu arada, sizi en son gelişmelerden bir an önce haberdar etmek istedik. Bu bilgileri soruşturma boyunca yürüttüğümüz uçak yolcularının ailelerine saygıdan ve onları haberdar etmek için paylaşıyoruz. 
Malezya Havayolları yolcu ve mürettebatın yakınları ile çoktan konuştu. Onlar için bu son haftalar oldukça üzücü idi ve biliyorum ki bu hala oldukça zor bir durum. Medyadan ailelerin kişisel hayatına saygı göstermelerini ve onlara bu zor zamanlarında gerekli olan yanlız kalma ihtiyacını sağlamalarını istiyorum.
Malezya Havayolları da internet sayfalarında yerel saatler 22:15'te uçak yolcularının yakınları ile Başbakanın açıklamasında önce paylaştıkları mesajı yayınladı.

Malezya Havayolları olarak üzülerek açıklıyoruz ki MH370'in yolculuğunun Hint Okyanusunun güneyinde sonlandığını varsaymak zorundayız. Önümüzdeki saatte Malezya Başbakanından duyacağınız gibi uydu verileri üzerinde yapılan yeni analiz uçağın güney Hint Okyanusunda düştüğüne işaret ediyor. 
Malezya Havayolları ve Malezyalılar olarak bütün dualarımız bu büyük acılarla dolu zamanda 226 yolcunun yakınları ve mürettebatın arkadaş ve iş arkadaşları için. Acılarınızı hafifletmek için söyleyebileceğimizhiçbir şey yok. MH370'in 8 Mart'ın ilk saatlerinde Kuala Lumpur'dan Beijing'e uçarken kaybolduğu zamandan beridir yaptığımız gibi size yardım etmeye devam edeceğiz. 
Şu an sürmekte olan çokuluslu arama çalışmaları devam edecek ve biz de ortada kalan sorulara cevap bulmak için çalışmaya devam edeceğiz. MH370'i ararken aynı zamanda da yoğun soruşturma ile cevaplanmayan sorulara ışık tutabileceğiz. 
Malezya Havayolları olarak sizi temin ederiz ki önümüzdeki hafta ve aylarda size olan desteğimiz devam edecek. 
Bir kez daha samimi olarak tüm düşüncelerimizin ve dualarımızın bu trajediden etkilenen herkesle olduğunu bildirmek isteriz.

Kuala Lumpur'dan kalkıp Beijing'e gitmekte olan bir Boeing 777'nin neden birden görünmez hale gelerek dünyanın öbür ucuna ve dünyanın en ıssız ve ücra köşesine uçtuğu ise havacılık tarihinin en büyük gizemi olarak tarihte yerini alacak gibi. Eğer uçağın kara kutuları bir şekilde bulunsa bile uçak kokpitinden ses kaydeden kutu sadece son 2 saati kaydettiğinden uçağın yönünün değiştirildiği zamanki hayati konuşmalara ulaşmamız muhtemelen mümkün olmayacak.

MH 370'e ait olma ihtimali olan parçaların arandığı alan.

21 Mart 2014 - Malezya'da yayınlanan The New Straits Times'ın yeni geçtiği bir habere göre kayıp Malezya uçağının kaptan pilotu uçak havalanmadan birkaç dakika önce kokpitten birini telefonla aramış. Şu ana kadar ne pilotları, ne de yolcuların herhangi birini şüpheli listesine sokacak bir dış bulguya rastlanmadı.

Avustralya uçakları MH370'e ait olduğundan şüphelenilen parçaları Hint Okyanusunun Antartikaya doğru olan tarafında arayadururken Malezya'da hala Çin'e uçmakta olan uçağın kim tarafından ve neden binlerce mil uzaklara uçurulduğunu çözmeye çalışıyor. Bunu yaparken de her ihtimali değerlendiriyor. Bugün uçak kaybolmadan hemen sonra basına yansıyan ama o zamanlar pek önem verilmeyen bir ayrıntının üzerinde durulduğu açıklandı.

Kayıp Malezya Havayolları uçağı Vietnam tarafında radarda belirlenemeyince Vietnam'daki kule çevrede uçan uçaklardan MH370 ile bağlantı kurmaya çalışmalarını istemiş ve o sırada MH370'in önünde aynı yöne uçmakta olan bir Boeing 777'nin pilotu kısa bir bağlantı kurmayı başarmıştı. Pilot MH370 tarafından sadece bir mırıldanma ve radyo gürültüsü geldiğini söylemişti. "Mırıldanma" önemli zira bu kokpitteki kişinin oksijen yetersizliğinden "hipoksi" denilen duruma düştüğüne işaret olabilir. Oksijen yetersizliği kişinin bayılmadan hemen önce doğru dürüst düşünmesini ve konuşmasını engelleyen bir durum.

Kasım 1999'da ünlü golf oyuncusu Payne Stewart'ın da içinde bulunduğu Learjet 25 tipi iş jeti uçağın pilotları da dahil içindekilerin oksijen yetersizliğinden kendinden geçmeleri sonucu Amerika Birleşik Devletleri üzerinde 4 saat ve 1,500 mil uçmuş ve daha sonra da Güney Dakota'ya çakılmıştı.

Aynı şekilde Avustralya'da Beechcraft 200 Super King tipi bir uçağın pilotu da kule ile doğru dürüst konuşamamış ve muhtemelen bayılmış ve uçak saatlerce Avustralya üzerinde uçtuktan sonra yakıtı bitince yere çakılmış.

Ve tabii bir de ünlü  Helios Airways Boeing 737 uçağı var. Kıbrıstan kalkan uçak kabinin basınç kaybetmesi sonucu oksijensiz kalmış ve pilotlar dahil herkes bayılmıştı. Oto pilotun Atina'ya kadar uçurduğu uçak Atina üzerinde dönmeye başlamış ve daha sonra yakıtı bitince yere çakılmıştı.

Bu hafta popüler olan bir teoriye göre pilotlar uçağın transponder ve diğer iletişim sistemlerini devre dışı bırakan bir kokpit yangını yüzünden uçağı en yakın havaalanı olan Langkawi Adasına çevirmişler ama daha stres sinyali veremeden bayıldıklarından uçak pilotsuz kalmış olabilir.

Bugün Malezya Havayolları uçağın nadir de olsa aşırı ısınıp yanabilen liytum ion pilleri kargo olarak taşıdığını açıkladı. Bu birçok havayolu şirketi tarafından binlerce kez taşınan bir kargo ve tehlikeli olarak algılanıyor.

Tabii bu teori pilot eğer uçağın bilgisayarına Langkawi ve Penang'ı girmişse neden uçağın bu adalara kadar gidip orada tur atmadığını, bunun yerine neden navigasyon ara noktaları denilen koordonitları itina ile takip edip binlerce mil öteye uçtuğunu açıklamıyor.

Maalesef eğer uçak düştü ise ne olduğunu öğrenme şansımız pek yok. Uçağın kokpit konuşmalarını kaydeden karakutu bildiğim kadarı ile en fazla 2 saat konuşma kaydediyor ve sonrasında kaydın üzerine yazıyor. Yani eğer uçak 7 saat uçtu ise uçağın rotadan saptığı sıradaki kokpit kayıtlarına ulaşma şansı pek yok.

20 Mart 2014 - Australian Maritime Safety Authority (AMSA) uydudan 16 Mart 2014 tarihinde yapılan çekimde görülen cisimlerin fotoğraflarını yayınladı. Her ne kadar yük gemilerinden düşen konteynerlar bu şekilde su üstünde kalsa da fotoğraftaki yaklaşık 24 metre olan cisim en büyüğü 40 feet (12 metre) olan konteynerlardan olamayacak kadar uzun. Öte yandan 24 metre uzunluğunda bir uçak gövdesi parçasının da su üstünde kalması zor.



ABC, Kayıp Malezya uçağını arayan Avustralya'ya ait Orion uçaklarının uydunan "muhtemel enkaz parçası" olarak belirlenen cisimlerin olduğu noktaya doğru uçmakta olduğunu bildirdi. Uydular Avustralya'nın Perth kentinin 2,500 km açıklarında 24 metre uzunluğunda iki yüzer cisim tespit etmiş. Şu an Amerikan ordusuna ait bir gemi bölgede, ikisi yolda ve bir de ticari gemi arama faaliyetlerine katılıyor.

Bilgiler Avustralya'lı yetkililerin yarım saat önce yaptıkları basın toplantısından. Toplantıda yetkililer bölgede havanın iyi ama görüş mesafesinin düşük olduğunu bildirdiler. Yetkililer aynı zamanda bu tür cisimlerin genelde kargo gemilerinden düşen yükler olduğunu ama yine de bakmaya değer bir ipucu olduklarını söylediler.

19 Mart 2014 - Dün Malaysia Airlines flight MH370'ın rotasından saptırılmasının manuel değil, bilgisayara yeni rota girilerek yapıldığı bildirilmişti. Bugün Fox News der ki yardımcı pilot Fariq Abdul Hamid kuleye "tamam, iyi geceler" dediğinde bu yeni rota zaten 12 dakikadır uçuş bilgisayarında imiş. Eski FAA Sözcüsü Scott Brenner'ın dediğine göre saat 01:18'de, yani uçak rotasından saptıktan 12 dakika sonra, kokpitten konuşan pilot herşey yolunda tadında sakince kuleyle konuşuyor.

Maldivlerde yayınlanan bir gazete bazı Maldivlilerin alçaktan uçan ve beyaz renkte büyük bir uçak gördüklerini yazıyor. Haaveru gazetesinin haberine göre Maldivlerin ücra köşelerinden birinde olan Kuda Huvadhoo Adası sakinleri 8 Mart günü sabah saat 06:15 civarında beyaz renkli, üzerinde kırmızı çizgiler olan bir büyük uçağın kuzeyden güneydoğu yönüne uçtuğunu görmüşler. Görgü tanıklarından biri "daha önce bu kadar alçaktan uçan bir jet görmemiştim. Çok gürültülü idi ve benden başka bazı diğer ada sakinleri de evlerinden çıkıp bu gürültü nereden geliyor diye baktılar" demiş.

Maldivler Malezya'dan 3,200 kilometre uzakta ama ucu ucuna da olsa MH370'in uçabileceği uzaklıkta.Şimdi geliyoruz komplo teorisi üretenleri bayram ettirecek ayrıntılara. Maldivefinest aşağıdaki çizimi twitledi. Şekildeki kırmızı nokta Kudahuvadhoo Adası. Yeşil ok ise ada sakinlerinin gördüklerini iddia ettikleri jetin uçuş yönü. Hint Okyanusunun en ücra köşelerinden birinde olan Diego Garcia Amerikan Üssüne doğru (neredeyse).

MH370'in evindeki simulatörde bulunan 5 adet havaalanı kayıtlarından ikisi Maldivler ve Diego Garcia Amerikan Üssü. Dünden beridir dolaşımda olan komplo teorilerinden biri de Çine uçmakta olan MH370'in Maersk firması tarafından gemi ile Malezya'ya taşınan "esrarengiz" bir kargo taşıdığı ve bu nedenle Amerikalılarca gizli bir operasyon ile Diego Garcia'ya kaçırıldığı ya da Amerikalılarca Çin - Malezya ilişkilerini germek için kaçırıldığı.

Diego Garcia pek iyi bir şöhrete sahip değil. Son 10 yılda Amerika'nın terör şüphelilerini kaçırıp alıkoydukları gizli hapishaneleri olan bir yer olarak biliniyor.



17 Mart 2014  - Malezya, Malezya Havayolları MH370 uçağından en son kuleye "Tamam, iyi geceler" (alright, good night) diyen kişinin yardımcı pilot  Fariq Abdul Hamid olduğunu açıkladı. Bu ses kaydı tam da uçağın haberleşme sistemlerinin kapatıldığı sıralarda olduğundan pilot intiharı şüphesi ağırlık basıyor. Uçağın transponder'ı bu mesajdan sadece 2 dakika sonra kapanmış. Uçağın kapatılan diğer sistemi olan ACARS ise bu mesajdan önceki bir zamanda son sinyalini göndermiş ama uzmanlar sistemin ne zaman kapatıldığından emin değil.

Bu arada yine basında yer alan haberlere göre 27 yaşındaki yardımcı pilot Fariq Abdul Hamid AirAsia firmasında pilot olarak çalışan 26 yaşındaki Nadira Ramli adlı pilotla evlilik planları yapıyormuş. Uçak kaybolduktan sonra AirAsia tarafından 1 ay izin verilen Nadira Ramli şu an Fariq Abdul Hamid'in annesi ile beraber bir otelde kalıyormuş.

Kaybolan Malezya Uçağının Yardımcı pilotu ve evlilik planları yaptığı pilot.
Malezya basınında çıkan haberlere göre bazı uzmanlar kayıp Malezya Havayolları MH370 uçağının radara yakalanmamak için 1,500 metre gibi oldukça alçak bir irtifada uçmuş olabileceğini söylüyor.

Uzmanların başka dillendirdikleri şeylerden biri de eğer uçağı kaçıran kişilerin uçağı yeniden havalandırmak gibi bir niyetleri yok ise çöl tabanı, bir plaj ya da kurumuş göl gibi herhangi bir düzlüğe de uçağı indirmiş olabilecekleri.

Şu an uçağı 25 ülke birden arıyor ve şimdiye kadar Pakistan radar kayıtlarında uçağı bulamadıklarını açıkladı.

Bu arada uçağın pilotları ve uçağı uçuracak bilgiye sahip yolcular üzerindeki araştırma da yoğunlaşıyor. Örneğin Reuters'e göre Malezya polisi uçakta bulunan 29 yaşındaki havacılık mühendisi Mohd Khairul Amri Selamat'ı da soruşturuyor.

The missing Malaysia Airlines plane could have flown as low as 5,000ft (1,500 metres) after diverting from its course, allowing it to avoid detection by radar, according to Malaysian media reports.
16 Mart 2014 - Bugün öğrendiğimiz en önemli şeylerden biri Malezya uçağının pilotunun ve yardımcı pilotunun özellikle o uçuşta beraber uçmak için bir talepte bulunmamaları oldu. Ayrıca Malezya uçağın gitmiş olabileceği ülkelerden ki Kazakistan'dan Endonezya'ya uzanan geniş coğrafyadaki 25 ülkeden yardım talep etti.

Uçağın Malezya'dan binlerce mil uzaklara uçtuğunun anlaşılmasından sonra artık Malaka Boğazı ve Güney Çin Denizinde arama yapılmıyor.

Kayıp Malezya uçağının kaçırıldığına dair teori oldukça güçlenmiş olsa da henüz kimin, neden bu uçağı kaçırmış olabileceği bilinmiyor.

15 Mart 2014 - Malezya Başbakanı Najib Razak bugün basın toplantısında uçağın birileri tarafından rotasından saptırıldığını resmen onayladı:

"Yeni uydu bilgileri ışığında büyük bir kesinlikle söyleyebiliriz ki uçağın iletişim ve konum bildirim sistemi uçak Malezya'nın doğu sahillerine varmadan kapatılmış. Bundan kısa bir süre sonra da uçak Malezya ve Vietnam hava kontrol sahası sınırında iken transponder devre dışı bırakılmış. Radar verisine göre bundan sonra uçak batıya dönerek uçtuktan sonra kuzey-batı yönüne yönelmiş."

"Bu hareketler uçağın biri veya birileri tarafından yönlendirildiğine işaret ediyor."

Başbakan bu açıklama ile beraber Güney Çin Denizindeki aramaların sonlandırıldığını söyledi.

Peki kayıp Malezya uçağı nerede? Najib Razak 2 devasa arama alanına işaret etti: Avrupa yönünde Tayland'ın kuzey sınırlarından Türkmenistan'a doğru bir koridor ve Endonezya'dan Hint Okyanusunun güneyine doğru bir başka koridor.

En son bilgiler ışığında uçak şu aşağıdaki devasa daire içinde her yerde olabilir! Bu dairenin ucu neredeyse Türkiye'nin doğu sınırlarında. Bir havayolu yetkilisine göre uçakta 7 saatten fazla havada kalmasına yetecek yakıt vardı. 539 km-saat hızla 4,000 milden fazla uçmuş olabilir.

Aşağıdaki haritada, uçağın son uydu bağlantısı sonucu olabileceği yerler kırmızı olarak işaretlenmiş. Görüldüğü gibi her ne kadar uydunun (satellite) uçaktan aldığı sinyalde lokasyon bilgisi olmasa da, uçağın sinyal gönderdiği anda uyduya uzaklığından bazı konum hesaplamaları yapılıyor. Yukarıdaki kırmızı yayın Çin'in sorunlu batı bölgesinde olması da ilginç.



Bu arada Najib Razak, "uçak kaçırma" kelimesini kullanmaktan kaçındı. Oysa yine bugün AP'nin soruşturma ile ilgili bilgi sahibi bir yetkiliden aldıkları bilgiye göre bu bir "uçak kaçırma" vakası. Ama uçağın kim veya kimler tarafından neden kaçırıldığı bilinmiyor.

Böylece günlerdir askeri radarlara yansıyan izin MH370'e ait olduğu en yetkili ağızdan onaylanmış oldu.

14 Mart 2014  - Singapore Today gazetesi, Reuters'in askeri radar verilerine dayanarak MH370'in uçmuş olması muhtemel rotayı yayınladı. "Bu en son ve en isabetli rota çizimi ve uçağın neden o bölgede arandığının sebebi" diye Twitter'dan paylaşılan rota, uçağın kaybolduğu noktadan batıya kırarak dostdoğru Andaman Denizine geçtiği ve burada neredeyse Endonezya'nın Aceh Eyaletine kadar uçup sonra kuzeydoğuya Phuket'e yöneldiği ve Phuket'in güneyinde ise kuzey batıya kırıp Hindistan'a bağlı Nikobar Adalarına yöneldiğini gösteriyor.

Reuter's e konuşan iki yetkili haritadan da görüleceği gibi uçağın navigasyon ara noktalarını (navigational waypoint) takip ettiklerine inandıklarını ve bunun da uçağı kim kullanıyorsa havacılık bilgisine sahip olduğunu gösterdiğini söylüyor.Navigasyon ara noktalar, pilotların havada önceden tasarlanmış koridorları takip etmeleri için hesaplanmış coğrafik noktalar.

Rotanın rastgele olmaması, uçağı kullanan kişinin ya manuel olarak uçağı kullandığına ya da otomatik pilota bu rotayı yüklediğine işaret ediyor.

Kaybolan Malezya uçağının muhtemel rotası
Malezya her ne kadar dün Wall Street Journal'ın yayınladığı "uçak kaybolduktan sonra 4 saat daha uçmuş" olabilir haberini yalanlasa da Amerikalıların elinde bir bilgi olmalı ki Hint Okyanusunda arama yapacaklarını duyurdular:

ABC News'ün haberine göre üst düzey bir Pentagon yetkilisi "Uçağın Hint Okyanusuna düştüğü yolunda elimizde bazı emareler var" dedi:

"2 Amerikalı yetkili A.B.D'nin Malezya Havayolları MH370'deki iki haberleşme sisteminin ayrı ayrı kapatıldığını inandığını söyledi. Bir kaynak bunun uçağın bir kaza sonucu düşmediğine işaret ettiğini belirtti.

Amerikalılar, veri raporlama sisteminin saat 1:07 a.m.'de, transponder'ın ise saat 1:21 A.M'de kapatıldığına inanıyorlar.

ABC'nin havacılık danışmanı John Nance'e göre bu bilgi, sistemlerin kapanmasının insan eliyle olduğuna işaret ediyor. Amerikalı araştırmacılar da ABC News'e iki haberleşme sisteminin sistematik bir şekilde kapatıldığını söyledi.

Amerikalı yetkililer daha önce Malaysia Airlines uçağının Hint Okyanusuna çakıldığına dair bir bilgi olduğunu belirtmişlerdi. Amerikalılar ellerindeki veriye güveniyor olmalılar ki bir savaş gemisini arama yapması için Hint Okyanusuna gönderiyorlar.

Eldeki "bilgi"nin ne olduğu bilinmiyor. Ama daha önce yetkililer Boeing 777'de bulunan ama Malezya Havayollarının kullanmadığı Airplane Health Management sisteminin uyduya sürekli "ping" gönderdiğini söylemişlerdi. Bu sistem her ne kadar Malezya Havayolları abone olmadığı için veri göndermese de her saat başı uydu sistemine bir küçük "ping" atıyormuş. Amerikalılara göre bu sistem uçak kaybolduktan sonraki 4 saat boyunca "ping" atmaya devam etmiş. Ama sisteme atılan verinin içinde lokasyon bilgisi var mı bunu şimdilik bilmiyoruz.

Beyaz Saray Sözcüsü Jay Carney eldeki veri ışığında Hint Okyanusunda da arama yapılacağını duyurdu. Malezya'nın isteği doğrultusunda Andaman Denizinin batı kıyılarına hareket etmiş olan USS Kid destroyeri şimdi Andaman Denizi ile Hint Okyanusunun kesiştiği noktaya hareket ediyor.

Eğer Malezya Havayollarının kayıp Boeing 777 uçağı Amerikalıların şüphelendiği gibi kaybolduktan
sonra 4-5 saat havada kaldı ise yukarıdaki haritada gördüğünüz çemberin herhangi bir yerinde
olabilir.


13 Mart 2014 - Flaş gelişme. Şu habere göre Malezya polisi, yolculardan Türkiye'de bir üniversitede Elektrik Elektronik Mühendisliği fakültesinde öğretim görevlisi olan 35 yaşındaki Uygur kökenli bir Çin Halk Cumhuriyeti vatandaşından şüpheleniyor.

Habere göre ismi verilmeyen kişinin bilinen bir terör bağlantısından ziyade elektronik ve haberleşme konusundaki bilgileri nedeniyle ilgi çektigi belirtiliyor. Uygur kokenli olmasi da tabii ki ilginin nedeni. Cinin batisindaki Uygur etnik kokenlilerin yasadigi bolge sorunlu ve gectigimiz hafta Uygur kokenli teroristler bir tren garinda 29 kisiyi bicaklayip oldurmustu.

Fakat, Malezya Federal CID directörü Comm Datuk Hadi Ho Abdullah, Uygur kökenli Çinli yolcu ile ilgili soruşturma yapıldığını yalanladı.

Teror veya ucak kacirmayi akla getiren sey ucagin kaybolduktan sonra saatlerce ucmus olma ihtimali.  Wall Street Journal'ın son dakika geçtiği habere göre Malaysia Airlines Flight 370 sivil radardan kaybolduktan sonra 4 saat daha uçmuş olabilir. Gazetenin konuyla ilgili bilgiye sahip iki uzmana dayandırdığı haber doğru ise uçak yüzlerce mil daha uçmuş olabilir.

Uçaktaki Trent 800 motorlar, uçağın uydudan otomatik mesaj gönderme sistemini kullanarak Rolls Royce'un Derby'deki merkezine sağlık durumları ile ilgili bilgi gönderebiliyorlar. Daha önce Rolls Royce motordan 2 kere mesaj aldıklarını açıklamıştı.

Dün kaybolan Malezya Havayolları MH370 uçağının bulunması konusunda iki önemli gelişme oldu. Vietnam'ın Vung Tau kenti açıklarında bir petrol platformunda çalışan Yeni Zelanda'lı Mike McKay, uçağın kaybolduğu gece platformdan 50 - 70 kilometre uzaklıkta havada tek parça halinde yanan bir cisim gördüğünü ve bu tanıklığını resmi bir dökümanla Vietnamlı ye .mtkililere ilettiğini bildirdi. Mike McKay'in ifadesi otantik ve Vietnamlı yetkililerce de doğrulandı. Ama  Vietnamlı yetkililer bölgeye bir uçaüın gönderildiğini ama MH370'e ait bir parçaya ulaşılamadığını bildirdi.

Bunun yanında dün Çinli yetkililer uydu görüntülerinde denizde üç adet büyük ve şüpheli parça tespit edildiğini bildirdiler. Aşağıda da görülen parça oldukça büyük, 24 x 22 metre. Ama Mike McKay'in ifadesinde belirttiği yanan cisim ile aynı yönde ve bölgede. Aşağıdaki haritada Mike McKay'in üzerinde bulunduğu platformu (oil rig), ve Çin uydu görüntülerindeki parçanın lokasyonunun (Chinese satellite image) ve uçağın son bilinen lokasyonunun (last known location) görebilirsiniz.

Malezya Çin uydusunda görülen bölgeyi taraması için bölgeye uçak gönderdiklerini açıkladı. Ama fotoğraflar geçtiğimiz pazar gününden ve parçalar çoktan batmış olabilir.

Kaynak : news.com.au

Çin uydu görüntülerinde bulunan şüpheli parçalardan biri.
12 Mart 2014 - Dün gazetede yazılanı bugün bir basın toplantısında General Rodzali Daud bir kez daha dile getirdi: MH 0370 askeri radar tarafından Malaka Boğazının kuzeyinde Penang Adasının 320 kilometre kuzey-batısında tespit edilmiş. Fakat bu sinyalin zamanı dün belirttiği gibi 2:40 değil 2:15, yani sivil radardan kaybolduktan 45 dakika sonra.

Bu belirtilen pozisyon Phuket Adasının güneyinde kalıyor. Aynı zamanda hem Endonezya'nın Aceh Bölgesine hem de Hindistan'ın Nikobar Adalarına yakın. Ama Tayland ve Endonezya askeri radarlarda herhangi bilinmeyen bir uçak görülmediğini açıkladı.

Malezya bugün Andaman Denizinde arama yapması için Hindistan'dan yardım istedi.

Malezya Havayollarına ait MH370 uçağının kaybolması hala gizemini korurken New Scientist dergisine göre Boeing 777-200ER kaybolmadan önce MAS'a 2 kere motor ile ilgili otomatik veri göndermiş. Uçaktaki Trent 800 turbofan motorlarının üreticisi Rolls Royce uçaktan İngiltere Derby'deki merkezlerine iki otomatik data paketi almış.

Malezya Havayolları daha önceki basın açıklamalarında tüm uçaklarında otomatik veri sistemi olan Aircraft Communications Addressing and Reporting System (ACARS) bulunduğunu ama MH370 seferini yapan Boeing 777-200ER'dan stres araması ya da otomatik bir bilgi almadıklarını belirtmişti.

11 Mart 2014 - Kayıp Malezya Havayolları MH370 sefer sayılı yolcu uçağı ile ilgili bir gizem çözülürken birden fazla gizem ortaya çıkıyor. 8 Marttan beridir kayıp olan Boeing 777'deki çalıntı pasaportla seyahat eden yolcuların terörist değil, yasadışı yollardan Avrupa'ya iltica etmeye çalışan talihsiz iki İranlı genç olduğu ortaya çıktı bugün.

Fakat bu gizem çözülürken, çok daha esrarengiz bir gizem ortaya çıktı. Malezya Ordusu MH370'in rotasından tamamen dönerek alçalıp, Malezya yarımadasının üzerinden aşıp Andaman Körfezine geçtiğine inandıklarını açıkladı. Uçak Malezya'nın Doğu sahillerinde, Vietnam ile Malezya arasında bir bölgede kaybolmuştu. Andaman Denizi ise Malezya'nın batı kıyıları. Uçağın kulelerce fark edilmeden bunu yapabilmesi için birinin muhtemelen uçaktaki transponder'ı kapaması lazım.

Günümüzde modern uçaklar birincil ve ikincil radar denilen iki tip radar ile takip ediliyor. Birincil radar klasik eko ile çalışan radar. Havaya sinyal gönderip sinyali yansıtan objeleri takip edebiliyor. İkincil radar ise uçakta bulunan ve aktif olarak sinyal gönderen bir mekanizma. Bu mekanizma kapansa bile birincil radar uçağı takip edebilirken, ikincil radar uçağı takip edemez.

Modern havaalanı kuleleri uçak 200 milden daha uzakta iken ikincil radara bağımlı. Uçakla bağlantısı kesilen kule ikincil radar sinyalini kaybetmişti. Bugün ise Malezya ordusundan bilgi sızdıran bir şahıs uçağı birincil radar ile Malezya'nın batı kıyılarına kadar takip edebildiklerini açıkladı:

"Uçak kule radarından kaybolduktan sonra yönünü değiştirip alçalarak 1 saat kadar daha uçtu".

Eğer bu bilgi doğru ise uçağın havada, pilotların kuleye stres durumu bildirmelerine vakit bırakmadan aniden parçalandığı yönündeki teori çürümüş olacak. Ve eğer bu bilgi doğru ise onca gemi ve uçak, MH370'i 4 gündür yanlış yerde arıyorlar.

Tam da dün Malezya'lı yetkililer uçağı Andaman Denizinde de aradıklarını açıklamışlardı.

Salı sabahı Malezya'nın Berita Harian gazetesi Hava Kuvvetlerinden general Rodzali Daud'nun  MH370'in askeri radar tarafından en son gece 2:40'ta Malaka Boğazının kuzey ucundaki Pulau Perak (Perak Adası) yakınlarında görüldüğünü ve bu esnada sadece 9,000 metre irtifada uçtuğunu söylediğini yazmıştı.

Rodzali Daud'un söylediği zaman uçağın Malezya'nın doğu kıyılarında kaybolduğu zamandan 1 saat 10 dakika sonra.

Aşağıdaki haritada da görebileceğiniz gibi Pulau Perak Endonezya - Malezya arasında orta yerde! Bu durumda uçak transponder ve her türlü iletişim sistemi kapalı olarak 350 mil (500 km) daha uçmuş oluyor. Ama henüz bu bilgi teyid edilmedi.

Bu bilgi ve telefonların aranabildiği bilgisi doğru ise uçak Endonezya'nın Sumatra Adasında olabilir.


Malezya basınında yer alan bir başka bilgi de Kota Baru'da bazı görgü tanıklarının deniz seviyesinden sadece 1,000 metre yükseklikte uçan devasa bir uçak gördüklerine dair polis raporları.

Malaysia Airlines MH370 ile ilgili bir başka gizem ise aranabilen yolcu telefonları. Bugün itibari ile birden fazla Çinli yolcu yakını, uçakla beraber kaybolan akrabalarının telefonlarının çaldığını ama cevap vermediğini iddia ederken bazı akrabalar kaybolan yakınlarının Çin merkezli QQ sitesinde online hesaplarının aktif olarak açık olduğunu belirttiler. Daha önce kaybolan yolculardan birinin yakınları, telefonu arayabildiklerini söylemişti ama bugün birden fazla akraba daha bu iddia ile öne çıktı.

Daily Mail'in konuştuğu telekominikasyon uzmanı Alan Spencer'a göre telefonların çalıyor olması "açık ve su üstünde ve bir mobil istasyona yakın olduklarını" gösteriyor. Eğer telefonlar gerçekten çalıyor ise uçak su üstünde ya da karada olmalı.

Bu arada Avustralyalı genç bir kadın daha önceki bir uçuşta yardımcı pilotun kokpit kapısını açıp içeri aldığı genç ve güzel hatunlarla uçak havada iken fotoğraflar çektirdiğini iddia ediyor. Jonty Rossi adlı genç kadının iddiasına göre kalkıştan inişe tüm uçuşta kabindelermiş!

Kaynak : A Current Affairs


10 Mart 2014 - Malezya'lı yetkililer uçağı Andaman Denizinde aramaya başladıklarını açıkladılar. Aşağıdaki haritada da görüleceği gibi uçak sivil radardan Malezya'nın Doğu kıyıları açıklarında kaybolmuştu  (Last known position). Aramalar da orada yapılıyordu (Previous search area). Ama yeni arama bölgesi Malezya'nın batı kıyısında (New Search Area)!

MH370'in aşağıda görülen A, B, C, D ve E alanlarına gitmesi için transponderı kapalı vaziyette Malezya Yarımadasını geçmesi gerek.

Kaynak : Washington Post



22 Ocak 2014 Çarşamba

Dünyanın en meşhur poposu

Jen Selter adını daha önce duymamış olabilirsiniz ama kendisi, daha doğrusu kendisinin berisi internette bayağı bir ünlü. Efendim 20 yaşındaki hanım kızımızın poposu fotoğraf paylaşım sitesi Instagram üzerinde dünyanın en güzel popusu olarak seçilmiş. Instagram'da bol bol popo fotoğrafı paylaşan Jen Selter'in - namı diğer bayan popo sanırım - 1.9 milyon Instagram takipçisi ve ki bunlardan biri de Rihanna.

Poposu birinci seçildikten sonra Selter Nike gibi ünlü firmalarla anlaşma imzalamaya başlamış.
Meet Jen Selter. It's OK if you haven't heard of her before, but you soon will because her bum has been crowned the best butt on Instagram. The 20-year-old became an instant celebrity after she posted pictures of her toned derriere (and occasionally, abs) on the popular photo sharing site. To date, she has garnered more than 1.9 million followers on Instagram, including pop star Rihanna. Since achieving superstar status, Selter has signed lucrative deals with several big brands, including an offer from Nike.

Seksi fotoğrafları için tıklayınız : Jen Selter Instagram hesabı. Kadını bir popoya indirgeyen bir başlık attık ama biz İngilizce basında yer alan haber başlıklarının direkt çevirisini yaptık ondan başlık böyle oldu.

Jen Selter dünyanın en güzel götü
Instagram'ın en çok instagramlanan poposu ve sahibesi Jen Selter
Jen Selter dünyanın en güzel götü
Jen Selter Istagram 1.9 milyon takipçisi olan Istagram hesabında poposunun değişik
fotoğraflarını paylaşıyor.

30 Aralık 2013 Pazartesi

Michael Schumacher kayak kazasının ardindan komaya girdi

Formula 1 tarihinin gelmii geçmiş en başarılı pilotu Michael Schumacher Fransa Alplerinde kayak yaparken başına aldığı ağır darbe sonrasında komaya girdi. Schumacher Fransız Alplerindeki kayak merkesi Meribel'de oğlu ile beraber kayar iken düşerek başını bir kayaya çaptı. Ünlü pilot kask takıyor olmasına rağmen kafasına ağır darbe aldı.

15 dakika içinde helikopter ile Moutiers'de hastaneye ulaştırılan Michael Schumacher'in durumu kritik. En son alınan haberlere göre 44 yaşındaki Schumacher beynindeki basıncı azaltmak için beyin ameliyatı olmuş. Schumacher şu an beyin ve omirilik uzmanı ve yakın arkadaşı profesör Gérard Saillant'ın ellerinde.

2012 yılında F1'dan 2. kez emekli olan efsane pilot, kaza olduğunda pist olarak işaretlenmiş alanın dışında kayıyordu. Resort'un yöneticisi Christophe Gernignon-Lecomte'in belirttiğine göre kazanın nedeni henüz belli değil.

Schumacher'in sözcüsü Sabine Kelm'in F1 resmi sayfasında yayınladığı açıklamaya göre kaza kayak tatili sırasında meydana geldi. "Schumacher'in sağlığı hakkında devamlı bilgi verebilmemiz anlayacağınız üzerine şu an mümkün değil" diyen Sabine Kelm ünlü sporcunun kask giydiğini ve düşmesinde başka kimsenin bir rolü olmadığını belirtti.

Meribel'de ilk yardım ekibinden kimliğini açıklamayan biri ise Schumacher'in ilk yardım sırasında şuurunun açık olduğunu ve hayati tehlikesi bulunmadığını söyledi. Doktorlardan ise şu ana kadar ünlü pilotun durumu ile ilgili bir açıklama gelmiş değil.

İngiliz gazeteci Kevin Garside'a göre Schumacher çok iyi bir kayakçı. CNN'e konuşan gazeteci Schumacher'in 1996 yılında Ferrari'ye katılmadan önce kayak yapmadığını ama Ferrari'den ayrılırken çok usta bir kayakçı olduğunu belirtti.

Michael Schumacher kimdir?
1979 yılında Almanya'da dünyaya gelen Michael Schumacher 7 kez Formula 1 Dünya Şampiyonu olmuş ve bir sezonda en çok yarış kazanan pilot ünvanına sahip bir sporcu. Spora 6 yaşında karting şampiyonluğu ile başlayan Schumacher daha sonra Formula Köning ve Formula Three şampiyonluklarını elde etti. Sonrasında Formula 1 dünyasına girdi ve burada tüm zamanların en iyi pilotu olarak tarihe geçti.

Michael Schumacher kariyeri boyunca kritik anlarda aracın limitlerini uzunca bir süre zorlayan hızlı lapler yapabilmesi ile ünlü. Michael Schumacher F1 tarihinde bir sezonu hep ilk üçte bitirebilen tek sürücü.

26 Aralık 2013 Perşembe

Steam Machine nedir?

Steam Machine 2014 yılında piyasaya çıkacak bir oyun konsolu ailesi. Oyun konsolu ailesi diyoruz zira Steam Machine olarak anılacak konsollar çeşitli firmalar tarafından farklı özellik ve tasarımlarda piyasaya sürülecek. Bu tasarım ve özelliklerin ana hatları Amerikalı oyun üreticisi ve digital oyun dağıtıcısı Valve Coorporation (Half-Life, Portal) tarafından çiziliyor.

Steam Machine oyun konsolları açık-kaynak Linux tabanlı SteamOS işletim sistemine sahip olacaklar ve PC'ler gibi kullanıcılar tarafından istedikleri gibi güncellenip parçaları değiştirilebilecek. Bu açıdan baktığınızda tamamen kapalı kutu olan Microsoft 360 ya da Playstation gibi platformlardan oldukça farklı bir oyun konsolu nesli ile karşı karşıyayız. Makinelerin kullanacağı SteamOS ücretsiz olarak PC'nize yükleyip kullanabileceğiniz bir işletim sistemi.

Steam aslında Valve Coorporation'ın geliştirdiği ve uzun süredir Microsoft Windows üzerinde çalışan oyunların yüklendiği bir sanal mağaza. Burada 3. parti şirketler tarafından geliştirilen oyunları alabiliyorsunuz ve Microsoft platformu için sanal ortamda alınan oyunların yüzde 75'i Steam üzerinden satın alınıyor.

Valve Coorporation uzun süredir hem Microsoft'un hem de Apple'ın işletim sistemi kısıtlamalarından şikayetçi. Ama son darbe muhtemelen Valve'in "PC kullanıcıları için bir felaket" olarak nitelendirdikleri 2012 sürümlü Windows 8 İşletim Sistemi oldu. O tarihten sonra Valve'in donanım üretimi işine gireceği dedikodusu hızla yayıldı ve 2012 sonunda Valve bir oyun konsolu donanımı üretmeyi düşündüklerini açıkladı.

Diğer oyun konsollarının aksine Steam Machine'in belli bir donanım spesifikasyonu yok. Bunun yerine SteamOS ve bu platformda çalışan oyunları çalıştırmak için gerekli minimum özellikler var. Çeşitli firmalar tarafından üretilen Steam Machine makineleri farklı özellik ve tasarımlarda olacak. Kullanıcılar da bu makineleri diledikleri gibi modifiye edebilecekler.
Bir Steam Machine prototibi ve Steam Controller

Valve 2013 sonunda 300 şanslı Steam kullanıcısına prototip makineler gönderdi. Donanımları söküp takma ve onarma üzerine uzmanlaşmış iFixIt bu prototiplerden birini sökmüş ve standart parçalardan oluşan bu aleti kolayca söküp geri takmış. iFixIt'in eline geçen makinedeki parçaların piyasa değeri toplamda 1,300 USD.

Eğer içindeki parçaların toplam fiyatı tanesi 1,000 USD üzerinde bir makine anlamına geliyorsa Steam Machine'in PS4 ve Microsoft XBox One'a karşı büyük bir dezavantajı olacak: Fiyatı! Piyasada PS4 ve XBox One 500 USD civarına satılıyor çünkü. Tabii ki bu makineler prototip ve 2014 başında piyasaya sürülecek makinelerden farklı olabilirler.
1 Aralık 2013 Pazar

Hızlı ve Öfkeli aktörü Paul Walker hayatını kaybetti

Bugün internette dolaşmaya başlayan "Paul Walker" öldü söylentileri maalesef doğru çıktı. "Hızlı ve Öfkeli" (Fast and Furious) film serisinin aktörü 40 yaşındaki Paul Walker'ın resmi Facebook sayfasında yaklaşık 1 saat önce beliren bir girişe göre genç aktör bir araba kazasında hayatını kaybetti:

"Paul Walker'ın Reach Out Worldwide adlı organizasyonun yardım kampanyası sırasında trajik bir araba kazasında hayatını kaybettiği haberleri maalesef doğru. Bir arkadaşının kullandığı kırmızı Porsche Carrera GT ile yaptığı kazada Paul Walker ve arkadaşı hayatını kaybetti ..."

TMZ'ye göre Paul Walker Filipinlerde meydana gelen Tayfun için düzenlenen kampanya sırasında arkadaşlarına yeni aldığı Porsche GT aracı ile turlar attırıyordu. Saat 03:00 PM sıralarında Santa Clarita California'da meydana gelen kazada savrularak kontrolünü kaybeden araç bir ağaca çarptıktan hemen sonra alev aldı ve hem Paul Walker hem de aracı kullanan arkadaşı hayatını kaybetti.

Twitter'da ve TMZ'de yayınlanan kaza fotoğrafları korkunç kazayı yapan Porsche Carrera GT'nin oldukça hızlı bir şekilde ağaca çarptığını gösteriyor. Aşağıda Paul Walker kaza mahali diye etiketlenen bit fotoğraf mevcut.

Paul Walker kaza mahali kırmızı Porsche Carrera GT 
TMS de kaza sonrası çekilen bir fotoğrafı yayınladı:

Paul Walker accident scene
Paul Walker kaza mahali - Foto : TMZ
25 Nisan 2013 Perşembe

Tayvan Çin dışındaki ilk H7N9 kuş gribi vakasını açıkladı

Uzak Doğu Asya ada devleti Tayvan ilk ölümcül H7N9 kuş gribi vakasını açıkladı. Bu vaka aynı zamanda Çin Halk Cumhuriyeti sınırları dışında görülen ilk H7N9 vakası. Tayvanlı 53 yaşındaki hasta kısa bir süre önce Çin'in Suzhou kentinden Tayvan'a dönmüş. 16 Nisan'da kuş gribi belirtileri ile hastaneye kaldırılan hastanın durumu kritik.

Tayvan Salgın Hastalık Komuta Merkezinin 24 Nisan akşamı yaptığı açıklamaya göre hasta kümes hayvanları ile herhangi bir temasının olmadığını, az pişmiş kanatlı eti ya da yumurtası yemediğini açıklamış. Hastalığa yakalandığı kanıtlanmış kurbanlarının yüzde 20'sini öldüren H7N9 virüsünün nasıl yayıldığı hala tam olarek çözülememiş bir konu. Hastaların yüzde 40'i hiçbir şekilde kümes hayvanları ile temasa geçmediği gibi virüs H5N1 gibi toplu kümes hayvanı ölümlerine de sebep olmuyor.

25 Nisan 2013 itibarı ile Çin'de kesinleşmiş H7N9 kuş gribi vakası sayısı 108 ve şu ana kadar çoğu yaşlı 22 kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetti. Bu arada Çin'de virüs ile ilgili araştırma yapmakta olan uluslararası uzman heyetinin bulguları da hiç iç açıcı değil. H7N9'un insanları için olağanüstü tehlikeli bir virüs olduğunu açıklayan heyet virüsün H5N1'e kıyasla oldukça kolay bir şekilde kümes hayvanlarından insanlara bulaştığını açıkladı. Henüz kesinleşmiş bir tanı konulamasa da heyete göre canlı kümes hayvanlarının satıldığı pazarlar virüsün yayılma alanları konusunda en büyük şüpheli.

H7N9 kuş gribi virüsü olarak da bilinen Grip A virüsünün bir alt türü. Kuş nüfusu arasında yaygın olan bu virüs ilk kez 2013 Şubat ayı sonlarında insanlarda da görülmeye başlandı. Virüsün şu ana kadar insandan insana yayıldığını gösterir bir kanıt bulunamadı.

Kuş gribi insanlığın başına gelmiş en büyük doğal felaketin başlıca sorumlusu. Son yüz yıl içerisindeki 2 büyük H1N1 salgınından ilki olan ve İspanyol gribi olarak da bilinen 1918 grip salgını dünya üzerinde 500 milyon kişiye bulaşmış ve 2 yıl içerisinde 50 ila 100 milyon kişiyi (o zamanki dünya nüfusunun yüzde 3-5'i) öldürmüş. İkinci H1N1 salgını olan 2009 domuz gribi salgınının ise 250,000 kişiyi öldürdüğü tahmin ediliyor.