Ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ekonomi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
26 Şubat 2014 Çarşamba

Bitcoin nedir?

Bitcoin 2009 yılında Satoshi Nakamoto takma ismini kullanan kimliği belirsiz kişi veya kişilerce yaratılan elektronik para biriminin adıdır. Bitcoin dünya üzerindeki tek elektronik para birimi değil ama bu tip paranın en popüler ve bilineni. Alım-satım işlemleri ve kullanımı için bankaya ya da herhangi bir aracıya gerek duymayan ve de herhangi bir merkez bankasının kontrolünde olmayan bu para birimi eskiden internetten illegal şeyler almak için kullanılıyorken popülerleşmesi ile gittikçe daha fazla satıcı tarafından kabul görüyor.

Bitcoin kullanmanın en önemli avantajı uluslararası ödemelerin bitcoin ile çok ucuz olması. Diğer bir avantajı da mal ve hizmetleri tamamen kimliğiniz gizli olarak almanıza olanak vermesi. Aslında her bitcoin kullanılan işlemin kaydedildiği genel bir log var ama buraya yapılan kayıtlarda sadece dijital bitcoin cüzdanı numarası bulunuyor ve cüzdanın sahibine dair bir bilgi yer almıyor (zaten bu nedenle ilk çıktığında uyuşturucu gibi illegal ürünlerin alımında popülerdi). Kredi kartı gibi işlem ücreti falan da olmadığından hızla popülerleşiyor.

Bugün bitcoin'in ticari kullanımı, spekülasyon adına kullanımına göre oldukça düşük. Bitcoin destekçileri ise ilerde bu yeni para biriminin elektronik alışveriş işlemlerinde yoğun olarak kullanılacağını düşünüyorlar.

Bitcoin'in Tarihçesi
Bitcoin kelimesi ilk olarak 2008 yılında Satoshi Nakamoto takma adıyla yayınlanan bir makalede geçiyor. 2009 yılında ise açık kaynak kodlu bitcoin cüzdanı Bitcoin-Qt'nin ve ilk bitcoinlerin piyasaya sürülmesi ile bitcoin kullanılır hale gelmiş. İlk zamanlarda bazı teknik problemlerle uğraşılmış mesela sonsuz sayıda bitcoin basılmasına izin veren bir bug gibi.

Bitcoin'in temel prensibi miktarı kısıtlı bir digital mal yaratmak. Burada kısıtlılık kompleks matematiksel algoritmalar ile sağlanıyor. Nakamoto'nun algoritmaları piyasaya sürülecek tüm bitcoinlerin miktarını 21 milyon ile sınırlıyor (bu rakama 2040'ta ulaşılacak).

Bitcoin satın almak
Bitcoin satın almak için birkaç alternatifiniz var. Bunlardan ilki bir Bitcoin Borsası (Bitcoin Exchange). Bunlardan en büyüğü geçen hafta bir yazılım hatası sonucu müşterileri adına tuttuğu milyonlarca dolarlık bitcoin’i hackerlara çaldırıp iflas eden Mt. Gox idi. Mt. Gox’un başına gelen olay her ne kadar Bitcoin’e olan güveni sarsacak olsa da aslında burada problem Bitcoin’den çok bitcoin alım-satımına aracılık eden amatörler. Mt. Gox’un iflas etmesi muhtemelen yavaş yavaş olmakta olan profesyonel ve kurumsal firmaların bu para biriminin dolaşımını amatörlerden alması sürecini hızlandıracak.

Bitcoin satın almak için ikinci seçeneğiniz ise bitcoin sahibi birinin size transfer yapması. Kişiler bitcoinlerini sanal cüzdanlarda tutabiliyor ve cep telefonu ya da bilgisayar uygulamaları kullanarak birbirlerine para gönderebiliyorlar.

Bitcoin logosu


Bitcoin Madenciliği (Bitcoin Mining) 

Bitcoin elde etmenin tek yolu satın almak değil. Bilgisayar yardımı ile karmaşık matematik problemleri çözerek bitcoin mining yapılabiliyor ve her 10 dakikada bir o 10 dakikanın kazananı 25 bitcoin “çıkarmış” oluyor. Anlamadınız değil mi? Biraz açalım ve bu arada da bitcoin mining nedir sorusunu da cevaplayalım.
Bitcoin elektronik bir para birimi demiştik ya. Aslında bitcoin tam olarak bir elektronik şifreli para birimi (kripto para birimi). Bu para birimi açık kaynaklı bitcoin protokolü diye bir protokole uygun çalışıyor. Bu protokolün çözmesi gereken en önemli sorun “çifte harcama problemi” yani double spending problem. Kısacası her bir bit coin biriminden tüm dünyada sadece bir adet olmalı. Bunu sağlamak herşeyin kopyalayıp çoğaltıldığı sanal ortamda hele hele bitcoin gibi merkezi bir otoritesi olmayan dağınık bir sistemde hiç de kolay değil.

Her 10 dakikada bir 25 adet bitcoin sanal madenden çıkarılabiliyor. Bu 25 adet bitcoini ise o zamanın kompleks problemini ilk çözen alıyor.

Bir buçuk sene öncesine kadar hemen hemen tüm madenciler, evinde kurduğu sıradan bilgisayar sistemi ile bir sonraki 25 adet bitcoini kazanmaya çalışan inek bilgisayarcılardan oluşurken bugün bu işi yapan ve özelleşmiş güçlü bilgisayarla dolu bilgisayar odaları olan şirketler var. Gerekli yatırımı yapıp hala kendi madenciğinizi yapma şansınız var ama iyi bir yatırım yapmalısınız. Ya da piyasada bu işi sizin yerinize yapan şirketlerden birine yatırım yapıp çıkarılan bitcoinlerden pay almanız da mümkün.

Bitcoin piyasaya çıktığından beridir 12.4 milyon bitcoin (bugünkü değeri ile 6.2 milyar dolar) madenden çıkarılmış. Blok ödül miktarı olan 25 bitcoin, 2017'de 12.5'e düşecek ve ondan sonra da her 4 yılda bir yarı yarıya azalacak. Eğer bitcoin o yılları görürse piyasada 21 milyon bitcoin olacak.

Bitcoin Cüzdanı (Bitcoin Wallet)
Elinize geçen bitcoinleri dijital bitcoin cüzdanınızda (digital bitcoin vallet) tutabiliyorsunuz. Bu “cüzdanlar” aslında sanal banka hesapları gibi çalışıyor. Bu hesaplara para havale edip bu hesaplardan başka hesaplara para aktarabiliyorsunuz. Kanada ve Hong Kong’da bu hesaplardan normal para çekebileceğiniz birkaç ATM bile mevcut.

Bitcoin cüzdanlarınızın banka mevduatları gibi devlet garantisinde olmadığını belirtmeye gerek yok sanırım.
28 Aralık 2013 Cumartesi

Döviz ne olur? Dolar ve Euro daha düser mi artar mi?

17 Aralık Yolsuzluk Operasyonu ve sonrasında yaşanan gelişmeler Dolar ve Euro'nun Türk Lirası karşısında rekor kırmasına yol açtı. 2 gün önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın kabinedeki bakanların yarısını değiştirmesi üzerine hafta başından beri TL'nin Dolar karşısında değer kaybı %3'ü geçmişti. Dün de durun pek iç açıcı değildi.  Borsa 62 bin puanın altına düşerek son 17 ayın en düşük seviyesine geldi. Dolar 2.1750 TL ile rekor kırdı. Euro ise tarihinde ilk kez 3 TL'yi geçti.

Peki bundan sonra Dolar ne olur? Borsa iner mi çıkar mı? Euro ne olur? Artar mı düşer mi?

Dövizdeki artış ve borsadaki düşüş daha çok yabancı yatırımcıların Türk bonolarından ve borsadan çıkarak (borsa bundan düşüyor) döviz alıp (Dolar ve Euro bu nedenle artıyor) Türk varlıklarındaki pozisyonlarını kapamalarından kaynaklanıyor. Şu an devam eden yolsuzluk operasyonu ardındaki gelişmelerin yabancılar üzerindeki etkisi önemli.

"Biz Türk varlıkları üzerinde düşüş beklentisindeyiz ve politik gerilimin daha iyiye gitmeden önce daha kötüye gideceğini düşünüyoruz" demiş Brown Brothers Harriman'dan stratejist Marc Chandler. Bu zaten Amerikan Merkez Bankasının para basmayı yavaşlatması ile gelen baskının üzerine ekleniyor ve hemen her döviz Dolar karsısında değer kaybederken Türk Lirası daha hızlı değer kaybediyor.

TL yolsuzluk operasyonu başladığından beridir dolar karşısında %7 değer kaybetti.

"Son 10 gündür devam eden politik tansiyon sistemde son yıllarda pek olmayan bir belirsizlik yarattı" demiş UniCredit London'dan Gillian Edgeworth. "Türk Ekonomisi zaten GSYH'nın 55%sine varan net negatif yatırım ve cari açık nedeniyle baskı altında idi" diye eklemiş SEB'den Olle Holmgren.

Ufukta da belirsizliğin ne zaman biteceğine dair bir işaret yok. O nedenle Dolar ve Euro daha artacağa benzer.


19 Eylül 2013 Perşembe

Avrupa'nın En Büyük Hedge Fund Şirketleri

Hedge fund deyince akla hemen Amerika Birleşik Devletleri merkezli şirketler gelir doğal olarak. Zira bu hedge fundlar hem diğer ülkelerdekilere göre çok daha büyük hem de daha ünlüler. Oysa Avrupa'nın hedge fund endüstrisi de oldukça gelişmiş durumda. Amerika ile Avrupa arasındaki en büyük fark Amerika'da Hedge Fund endüstrisini düzenleyen standart kural ve yasalar olsa da Avrupa Birliği henüz böyle bir kanun birliğine varabilmiş değil.
  
Peki Avrupa'nın en büyük hedge fonları (hedge fund) hangileri hiç merak ettiniz mi? New York merkezli InsiderMonkey.com sitesi Avrupalı Hedge Fund şirketlerini yönettikleri fon büyüklüğüne (Asset Under Management) göre sıralamış.

Avrupa'nın en büyük ilk beş Hedge Fund şirketi şunlar:

1 - Man Investments - 1783 yılında kurulan Man Investments sadece Avrupa'nın en büyük Hedge Fonu değil aynı zamanda dünyanın en eski şirketlerinden biri. Şeker ve Britanya Donanmasına Rum satarak zengin olan James Man tarafından kurulan şirket şu an 41.1 Milyar dolarlık toplam varlığı yönetiyor.

2 - Brewan Howard - 2002 yılında eski bir Credit Suisse çalışanı olan Alan Howard tarafından kurulan şirket 36.7 Milyar Dolarlık bir fonu yönetiyor.

3 - BlueCrest Capital Management - 31 Milyar Dolarlık fonu yöneten BlueCrest Capital Management 2000 yılında Williams Reeves ve Michael Platt tarafından kurulmuş.

4 - Winton Capital Management - 1997 yılında David Harding tarafından kurulan Winton Capital Management 28 Milyarlık varlığın yönetiminde.

5 - Standard Life Investments - 1998 yılında kurulan Standard Life Investments 27.3 Milyarlık fonun yönetiminde.

İlk ondaki diğer Hedge Fonları da şunlar:

6 - Blackrock

7 - GAM

8 - Brummer & Partners

9 - Capula Global

10 - Amundi Asset Management

Ayrıntılı liste için şu blog yazısına bakabilirsiniz (İngilizce) : The 10 Largest Hedge Funds in Europe.
29 Ağustos 2012 Çarşamba

Altın fiyatları ons başına 2000 doların uzerine çikabilir

Swiss Asia Capital'ın Singapur merkezli Yatırım Şefi Juerg Kierner altın fiyatlarının 24% artarak ons başına 2000 doların üzerine çıkabileceğini belirtti. "Altın kredi riskinden bağımsız bir yatırım aracı olarak her yatırım portföyünün bileşenlerinden biri olmalı. Burada asıl soru portöyün ne kadarının altın yatırımına ayrılması" diyen Kierner, "bazıları için bu oran sıfıra yakın iken birçok yatırımcı için %1'in altında. Bizce yatırımcılar portföylerinde altına ayrılan oranı arttırmalılar" dedi.

Altın fiyatları her ne kadar şu an 2012 tepe noktasından yüzde 10 aşağıda olsa da son 11 yıl boyunca her sene artış gösterdi ve 2012'yi de 2011'e göre mutemelen artış ile kapayacak. Şu an hala devam etmekte olan 2008 başlangıçlı ekonomik kriz temelinde yarın ne olduğu düşünülmeden delice basılan kağıt paranın (fıat money) krizi olduğu için altın fiyatları yükselme eğiliminde:

"Altın fiyatları perşembe günü, Merkez Bankalarının ekonomiyi canlandırmak için daha fazla para basacağı beklentisi ile seviyelerini korusa da Amerikan ekonomik verilerinin iyi ve kötü verilerin karışımı olmasından dolayı ABD Merkez Bankasının hemen harekete geçmeyeceği düşüncesi fiyatların yükselmesini engelledi. 
Altın fiyatları geçen Temmuz ayında ABD ve Avrupa Merkez Bankaları ekonomiyi canlandırmak için para basacak beklentisi ile 1600 Dolar seviyesini geçse de ABD'den verilerin 'yeterince' kötü olmaması dolayısı ile bu beklentilerin hemen geröekleşmeyeceği düşüncesi ile fiyatları dar bir bantta hareket etmekte.  
Daha fazla para basılması, enflasyon korkusu yaratacğı ve elde altın tutmanın fırsat maliyetini düşüreceğinden altın fiyatlarını yukarı taşıyacaktır."
Kaynak (İngilizce): Speculation over ECB, Fed action on growth lifts prices


14 Ağustos 2012 Salı

Avrupa Ekonomik Krizinin Traji-komik halleri


İspanya Yunanistan değil” – Elena Salgado, İspanya Ekonomi Bakanı, Şubat 2010

“Portekiz Yunanistan değil” – The Economist, Nisan 2010

“Yunanistan İrlanda değil” – George Papaconstantinou, Yunanistan Ekonomi Bakanı, Kasım 2010

“İspanya ne İrlanda ne de Portekiz” - Elena Salgado, İspanya Ekonomi Bakanı, Şubat 2010

“İrlanda ‘Yunanistan Bölgesi’ değil” – İrlanda Ekonomi Bakanı Brian Lenihan, Kasım 2010

“İspanya ve Portekiz İrlanda değil” – Angel Gurria, OECD Genel Sekreteri, Kasım 2010

“İtalya İspanya değil” – Ed Parker, Fitch MD, Haziran 2012

“İspanya Uganda değil” – İspanya Başbakanı Mariano Rajoy, Haziran 2012

“Uganda İspanya gibi olmak istemiyor” – Uganda Dışişleri Bakanı, Haziran 2012 


8 Mart 2012 Perşembe

İş sağlıktan önce gelirse ...

Dünyaya fazla çalışmak dolayı birden bire ölme kavramını (Karōshi) kazandıran Japonya'da yapılan bir araştırmaya göre Japon erkek yöneticiler ve beyaz yakalı profesyoneller diğer alanlarda çalışan erkeklere göre çok daha erken yaşlarda vefat ediyorlar. Bunun en önemli nedeni de işlerini sağlıklarından daha çok önemsemeleri.

1980 - 2005 yılları arasında terki diyar eden Japon er kişilerinin ölüm dökümanları üzerinde yapılan araştırmaya göre yöneticilerin 60 yaşından önce ölme riski diğer meslek gruplarının tam 1.7 katı! 2000 yılı sonrasında kanser, kalp krizi veya inme sonucu ölümler diğer çalışanlar için azalsa da yöneticiler ve beyaz yakalılar için artmış!

Japonya'da genel sağlık sigortası olduğu için bu insanların doktora görünmelerini engelleyen tek sebep işleri gibi görünüyor. Bu insanlar hastalık belirtileri gösterseler bile doktora görünmediklerinden kanser gibi hastalıkların tedavisine ileri evrelerde başlıyorlar ve kurtulma şansları da az gibi görünüyor. Muhtemelen Japon yönetici ve beyaz yakalı profesyonellerin daha erken yaita ölmelerine başka bir sebep de kalp hastalığı, şeker hastalığı, yüksek tansiyon gibi hastalıkların önemli sebeplerinden birine, harekersiz ve sporsuz bir yaşama sahip olmaları.

Japonya, fazla çalışma ve iş nedenli stres sonucu ani ölümlerin, bu ölüm türünün istatistiklerde ayrı bir kategori olarak yer alacağı kadar sık yaşandığı bir yer. Hatta Japon dilinde bunun için bir kelime bile var, Karōshi:
"çok çalışmaya bağlı ani ölüm" strese bağlı ani kalp krizi veya beyin kanaması şeklinde görünüyor. ilk vaka 1969 yılında japonyanın en büyük gazete dağıtım şirketinde çalışan 29 yaşındaki bir erkek çalışanda ani beyin kanaması olarak görülüyor. fakat 1980li yıllarda daha henüz orta yaşlarındaki üst düzey yöneticilerin peşi sıra, daha önceden hiçbir hastalık belirtisi göstermeden ani ölümlerine kadar kimse bunu çalışma ile ilişkilendirmiyor. 
Kaynak : Eksi Sozluk
Japonya'nın bu durumda olmasında çalışma kültürünün etkisi büyük. Japonlar çok çalışıyorlar ama sadece çok çalışkan olduklarında çok çalışmıyorlar, verimsiz çalıştıklarından çok çalışıyorlar. Aşağıdaki grafiklerden ne demek istediğimi anlayabilirsiniz.

İlk grafik, 2010 yılında toplam çalışan başına toplam yıllık çalışılan saati gösteriyor. Buna göre eski Asya Kaplanları Singapur ve Kore çalışanları sene boyunca en çok çalışan insanlar. Japonya dördüncü. İkinci grafik ise çalışılan saat başı GDP grafiği. Gördüğünüz üzere çalışkanlıkta(!) diğer ülkelere nal toplatan Singapur, Kore ve Japonya iş o çalışılan saatlerin verimliliğine gelince nal topluyorlar!




20 Şubat 2012 Pazartesi

FOREX Son moda cabuk zengin ol aldatmacası

FOREX nedir? Bu soruya ansiklopedik değil pratik bir cevap vereceğiz. FOREX sokaktaki adam için bir çabuk zengin olma aldatmacasıdır. FOREX sokaktaki adam için ayrıca sıfır toplamlı bir oyundur. FOREX ile ya kısa vadede ya da uzun vadede tüm paranızı kaybedersiniz. Kolay yoldan köşeyi dönmeye odaklı çoğunluk gibi yüksek kaldıraç kullanarak kısa sürede tüm ana paranızı kaybedebilirsiniz. Sabırlı ve daha dikkatli iseniz, zaman içinde aracıya ödeyeceğiniz komisyon ile uzun vadede tüm ana paranızı kaybedebilirsiniz.

FOREX'in sırrı şu:

FOREX'ten kazanacağınız para(t) = Kazançlar(t) - Zararlar(t) - Komisyonlar(t)

Burada (t) zaman ve zamanı yeterince uzatırsanız zararlar kazançları götürecektir ve size şöyle bir eşitlik kalacaktır:

FOREX'ten kazanacağınız para(t) = Sıfır - Komisyonlar(t)

Birçok firma FOREX'in avantajı olarak komisyon ödemiyor olmanızı gösterir. Ama her FOREX işleminizde döviz alım satım fiyatı arasındaki farkı aracı şirkete ödersiniz. İsmi komisyon olmayan bu komisyon oldukça da yüksektir.

Bakın İnan Doğan Turkishtime dergisindeki köşesinde FOREX ile ilgili şu acı gerçekleri yazmış (Ekonomitürk sitesinde bu konuyla ilgili zihin açıcı bir yazı daha var, FOREX'e ilgi duyuyorsanız mutlaka okuyun:  Forex ile Nasıl Para Kaybedilir?):
"Dünyanın en iyi yatırımcısı olan Warren Buffett ile karşılıklı işlem yapsanız (o size satsa veya siz ona satsanız) bu işlemden birkaç dakika veya birkaç saat veya birkaç gün sonra kimin kârlı çıkacağı tamamen şansa bağlıdır demektir bu. Yani foreks piyasalarında kimsenin kimseye bir avantajı, bir üstünlüğü yoktur. (Tabii piyasaları etkileyecek kararları açıklayanların bu bilgileri birilerine sızdırmadığını varsayıyoruz bunu söylerken, sızdırma olmuşsa da bundan nasıl etkileneceğinize siz karar verin). Warren Buffett’in 2006 yılında foreks piyasalarında 1,9 milyar dolar kaybetmiş olması da bu sonucu doğruluyor aslında. Bu gerçeğe rağmen internette ziyaret ettiğim sitelerde foreks piyasalarında kumar oynayan kişilerin yüzde 85-90 arasında bir çoğunluğunun sermayelerinin tamamını kaybettiklerine dair istatistikleri de görüyorum, diğer insanlar da görüyorlar ama herhalde kendilerinin yüzde 10-15’lik tam anlamıyla şanslı azınlıktan biri olabileceklerini düşündüklerinden olsa gerek yine de bu piyasalara giriyorlar. Bu piyasalarda iflas oranının çok yüksek olmasının en önemli sebebi risk kavramından uzak spekülatörlerin 100 ile 400 kat kaldıraç kullanarak en ufak bir çalkantı da paralarının tamamını kaybetmeleridir. Daha düşük kaldıraç kullanan yatırımcılar ise her seferinde alım ve satım fiyatları arasındaki makası ödedikleri için uzun vadede paralarını kaybediyorlar. Değerli dostlarım, yatırım yaparken bir numaralı amacınız para kaybetmemek olmalıdır."
İşte FOREX'in can alıcı sırrı bu: FOREX ile başkalarını zengin edersiniz. Siz her FOREX işlemi yaptığınızda aracı kurum para kazanr, siz o işlemden para kazansanızda, kaybetsenizde. FOREX öğreneceğim, trend analizinin derinliklerine ineceğim açlığı ile "FOREX ile yattığım yerden milyonlar kazandım" tadında kitapların yazarlarına para bayılırsınız, onlar kazanır.

FOREX ile para kazanmaya çalışan, bu uğurda şu ana kadar 10 bin lira kaybeden (3 bin lira FOREX eğitimine ve 7 bin lira da FOREX işlemlerine) bir arkadaşım var. Hala bir gün bu işte ustalaşıp düzenli gelir elde edeceğini düşünüyor. Ona göre yanlış birkaç adım atmasa idi zaten o 7 bin lira orada olurdu. Ona baktıkça da benim aklıma şu ünlü poker sözü geliyor:

"Masadaki enayi kim bilmiyorsanız, masadaki enayi muhtemelen sizsinizdir!" (Look around the table, and if you can't tell who the sucker is, it's you!)
30 Aralık 2011 Cuma

Enflasyon nedir?

Enflasyon nedir? Enflasyon fiyatların genel düzeyinin artmasıdır. Tabii enflasyonu böyle tanımlamak, hastalığı semptomları ile açıklamak gibidir. Enflasyon, fiyatların genel düzeyindeki artış, ekonomideki toplam para miktarının paranın satın alabileceği toplam mal ve hizmetlerin miktarından daha hızlı artması nedeniyle oluşur (Ekonomik olarak gerileyen ülkelerde enflasyon tam tersi nedenlerle oluşabilir, yani toplam para miktarı sabit hatta artarken, toplam mal ve hizmet miktarının azalması nedeniyle).

Toplam mal ve hizmet miktarının toplam para arzından daha hızlı artması durumunda - ki sanayi devrimini takip eden 1800lü yıllar boyunca durum bu olmuştur - her bir ürün ve hizmetin birim fiyatı düşer, belli bir para arzının  kapsadığı ürün ve hizmet miktarı arttığı için.

George Reisman ekonomi genelindeki fiyatların kritik formülünü şu şekilde tanımlamıştır:


Fiyat (P), talebin (D) arza (S) oranı ile belirlenir. Bu formül bize ekonomi genelinde fiyatların sadece talepte artış ya da arzda azalış ile artabileceğini gösterir. Örneğin piyasada ya ürünler için harcanabilecek para miktarındaki artış ile  ya da piyasadaki paranın aradığı ürün ve hizmetlerin miktarındaki azalış ile.

Amerika Birleşik Devletlerinin gelişmiş ekonomisinde, mal ve hizmet arzı azalmamakta hatta artmakta iken yıllık enflasyon % 3-4 seviyesindedir. Fiyatların bu seviyede artmasının sebebi piyasaya her sene daha fazla para girmesidir.

Ekonomide para yaratan kurumlar merkez bankaları ve diğer bankalardır. Merkez bankası para basarak yeni para yaratabilir. Bankalar ise kısmi rezerv sistemi ile. Aslında eğer devletler bütçe açıklarını kapamak, ahbap çavuş ilişkisi ile verimsiz ama politik olarak güçlü şirketleri ya da grupları kurtarmak için para basmasa, kısmi rezerv sistemi olmasa idi, teknolojik gelişmeler, inovasyon ve verimililik artışları nedeniyle mal ve hizmetlerin miktarı, bu mal ve hizmetleri kovalayan para miktarından daha hızlı artacağı için sadece para biriktirerek bile zengin bir emeklilik geçirebilirdiniz. Zira bugün biriktirdiğiniz her 1000 TL 40 yıl sonra 10,000 TL gücünde olabilirdi.

Enflasyona merkez bankalarının hızlı bir şekilde para basması da neden olur dedik. Bu nedenle enflasyona "enflasyon vergisi" de denir. Hükümetler bütçe açıklarını politik sırf vergi artışları ile kapayamadıklarından para basarak karşılarlar ve bunu yaparken de vatandaşlarının cebindeki paranın değerini düşürürler.