Wednesday, November 30, 2016

Bilbao'da nerede kalınır?

İspanya'nın Bask Bölgesinin futbol mabedi Bilbao her ne kadar Barselona'nın daha az parıltılı ve sıkıcı bir kuzeni olarak da bilinse de (bunda zamanında ciddi bir problem olan ETA terörünün ve şehrin bir endüstri kenti olmasının payı büyük), yavaş yavaş daha eğlenceli ve görülesi bir yer haline gelen bir şehir. Bilbao mimariye, yemek kültürüne, şehir kültürüne, sanata ve müziğe ilgi duyan her gezginin hoşuna gidecek bir şehir. Özellikle Temmuz ayındaki Bilbao BBK Live adlı muhteşem festival kendi başına şehirde 3-4 gün geçirmek için bir neden.

Aşağıda Bilbao'nun en iyi konuk değerlendirmeleri alan 5 otelini listeledik. Siz Bilbao'daki otellerin daha ayrıntılı bir listesi ve gecelik oda fiyatları gibi ayrıntılar için Bilbao Otelleri sayfasına bakabilirsiniz. Bir not olarak da, Bilbao'nun simgesi olan Guggenheim Müzesi yakınları, Bilbao'da konaklamak için tercih edilbilecek, popüler ve merkezi bir yer. Bu çervedeki oteller için Bilbao Guggenheim Müzesine Yakın Oteller sayfasına bakabilirsiniz.

Gran Hotel Domine Bilbao
Alameda de Mazarredo 61 | Guggenheim Museum Karşısı, 48009 Bilbao, İspanya
Gran Hotel Domine Bilbao oteli meşhur Guggenheim Museum'un hemen karşısında, eski şehir merkezine nehir boyu kısa bir yürüyüşle ulaşabileceğiniz çok iyi bir lokasyonda. Guggenheim manzaralı odaları tercih etmeye bakın.

Melia Bilbao
Lehendakari Leizaola, 29, 48001 Bilbao, İspanya

Guggenheim Museum'a 300 metre mesafede bulunan Melia Bilbao oteli yeni ve konforlu bir otel. Şehrin tam merkezindeki otellere göre ise daha ucuz bir konaklama imkanı sunuyor. Yataklar geniş, servis iyi, kahvaltı ise çok iyi.

Miro Hotel Bilbao
Alameda Mazarredo 77, 48009 Bilbao, İspanya
Miro Hotel Bilbao meşhur Guggenheim Museum'un hemen karşısında, eski şehir merkezine ve alışveriş caddelerine yürüme mesafesinde, kaliteli ve fiyat olarak uygun bir başka Bilbao oteli. Buraya havaalanı otobüsü ile ulaşmak da çok kolay.

Bilbao'da nerede kalınır?
Bilbao'nun simgesi olan Guggenheim Müzesi yakınları, Bilbao'da konaklamak için tercih edilbilecek, popüler ve merkezi bir yer.
NH Villa de Bilbao
Gran Vía, 87, 48011 Bilbao, İspanya

NH Villa de Bilbao oteli San Mamés Football Stadium ve Euskalduna Palace, lokasyon olarak oldukça merkezi bir yerde. Bilbao'da şehir merkezinde temiz ve konforlu bir otel arayanlar için iyi tercihlerden biri.

Sercotel Coliseo
Alameda de Urquijo, 13, 48008 Bilbao, İspanya

Sercotel Coliseo, Bilbao, tren istasyonuna 5 dakika mesafede, güzel, sessiz sakin bir yerde konuşlu bir otel.
Wednesday, November 23, 2016

Lviv'de nerede kalınır?

Batı Ukrayna'nın Polonya sınırındaki tarihi Lviv kenti hem vizesiz hem de ucuz Avrupa tatili arayanlar için mutlaka göz önünde bulundurulması gereken bir şehir. Kent, tarihi merkezi, doğası ve renkli gece hayatı ile ziyaretçilerine oldukça keyifli bir tatil vaad ediyor.

Lviv Ukrayna'nın en Ukraynalı bölgesinde yer alıyor. Tarihi mirasında oldukça önemli miktarda Polonya - Avusturya-Macaristan etkisi olduğu için mimarisinde Orta Avrupa stili hakim ve bunun da etkisi ile olsa gerek Lviv Doğu Avrupa'nın en güzel şehirlerinden biri.

Lviv güzel olmasına güzel de henüz turizm potansiyeli tam keşfedilmediği için olsa gerek turizm altyapısı pek gelişmiş değil. Gençler için hızla değişse de şehirde Ukraynaca ve Rusça hariç dil bilen kişi sayısı çok az. Buna rağmen Krakow ve Prag gibi turist dolu olmadığı için Lviv hem daha el değmemiş hem de daha ucuz bir tatil destinasyonu. Lviv'e Türk Havayolları İstanbul Atatürk Havalimanından,Pegasus Havayolları ise Sabiha Gökçen'den uçak seferi düzenlediği için de ulaşımı kolay bir yer.

Lviv'de nerede kalınır sorusuna gelelim.

Lviv Tarihi Şehir Merkezi, Market Square
Lviv'de oldukça iyi çalışan bir toplu taşıma sistemi olsa da siz şehirde tarihi merkezde kalmaya bakın.Burası Market Square olarak da bilinen Rynok Meydanı. Buradaki otellerden birinde kalırsanız, şehrin hemen hemen tüm gezilecek görülecek yerlerine tabanvay ile gidebileceğiniz gibi büyülü bir tarihi atmosferin göbeğinde de vakit geçirmiş olursunuz. Burada verebileceğimiz Lviv otel tavsiyesi ise Reikartz Medievale Lviv. Drukarska Street üzerindeki tarihi bir binada bulunan otel, Ukrayna'nın en iyi otelleri arasında.

Lviv'in bu merkezi ve popüler konaklama bölgesindeki oteller, gecelik oda fiyatları gibi ayrıntılar için Lviv Market Square Otelleri sayfasına bakabilirsiniz.

Lviv'de nerede kalınır?
Lviv
Mickiewicz Meydanı
Mickiewicz Meydanı Lviv Eski Şehri ile midtown arasında merkezi bir yer. Lviv otel tavsiyesi olarak akla ilk gelen otellerden biri de buradaki Lviv oteli George Hotel Lviv. Şehrin merkezinde tarihi bir binada bulunan otel hem hemen her yere yürüme mesafesindeki harika bir lokasyonda bulunuyor hem de oda fiyatları oldukça hesaplı. Ünlü mimarlar Ferdinand Fellner ve Hermann Hellmer tarafından tasarlanan otel, 1900 yılında lüks otel olarak inşaa edilmiş.


George Hotel Lviv
George Hotel Lviv
Eğer Lviv'de hostel gibi daha ucuz konaklama arıyorsanız ise tavsiyemiz Post House Hostel.


Tuesday, October 18, 2016

Ghost in the Shell - 1995 Filmi

Mamoru Oshii'nin 1995 tarihli siberpunk başyapıtı Ghost in The Shell, teknolojik olarak çok ilerlemiş ve insan ile cyborg arasındaki farkın oldukça inceldiği bir toplumda öz kimlik sorunu gibi oldukça kapsamlı felsefi teması, animasyon kalitesi ve müzikleri ile anime tarihinin en iyi filmlerinden biri. Kendisinden sonra gelen animasyon filmleri ve hatta Hollywood filmlerine önemli etkileri olan Ghost In The Shell, 22 yıl sonra 2017 yılında Hollywood tarafından da sinemaya uyarlanıyor.

Artık kült anime statüsünde olan film, Sektör 9 olarak bilinen bir asayiş biriminin "Kuklacı" (Puppet Master) olarak bilinen gizemli bir bilgisayar korsanını yakalamaya çalışmasının hikayesini anlatıyor. Masamune Shirow'un 1989 yılında yayınlanmaya başlayan aynı isimli mangasından uyarlana filmde ana karakter Binbaşı Motoko Kusanagi, ekibi ile beraber "Kuklacı"nın izini sürüp yakalasa da, kendisini politik entrika ve örtbaslarla dolu bir sarmalın içinde buluyor.

Filmdeki Binbaşı Motoko Kusanagi, anime'deki 20li yaşlarının başında ve daha çok ergenlere hitap eden Motoko'ya göre yaş ve karakter olarak çok daha olgun bir karakter olarak dizayn edilmiş.  Motoko'nun geleneksel cinsiyet rollerini reddeden tasarımı, anime tarihinin en güçlü kadın karakterini yaratmış (gerçi anime'de Motoko'yu tasarlayan ekip Motoko'nun dişil ama dişi olmadığını da söylüyorlar). Filmdeki Motoko aynı zamanda özellikle mangadakinin aksine hemen hemen hiçbir yüz ifadesi olmayan, oyuncak bebek gibi bir cyborg olarak tasfir edilmiş. Örneğin film boyunca Kusanagi neredeyse hiç göz kırpmıyor.

Filmde insanların beyin de dahil tüm vücudunun sibernetik organlarla değiştirilebildiği 2133 yılındaki dünyada, insanlar ile robotlar arasındaki en önemli fark "ghost" (hayalet). Çocukluğunda geçirdiği bir kaza nedeniyle tüm vücudu sibernetik olan Motoko'nun kendi "hayalet"inin insanlığı konusunda ciddi kuşkuları var. Bu kuşkular zamanla, aslında kendisinin tamamen sibernetik olmasına rağmen yapay geliştirilmiş anılar ile aslen insan olduğunu sanan bir robot olduğunu düşünecek derecede paranoya haline gelmiş.

-- Dikkat aşağısı spoiler içerir --

Filmde kovaladıkları ve sonradan internetin devasa evreninde "bilinç" kazanmış bir yapay zeka olduğunu öğrendiğimiz, Motoko gibi kendi varlığının kökenini sorgulayan "kuklacı" ile filmin sonunda "birleşen" Motoko, artık fiziksel bir varlığa bağlı olmadan varolabilen, net üzerinde bir varlığa dönüşüyor.

Ghost In The Shell'in felsefi konsepti ise Arthur Koestler'in 1967 tarihli The Ghost in the Machine kitabından alınma. Kitabın başlığı ise filozof Gilbert Ryle'ın Kartesyen Zihin - Vücut dualitesini açıklamak için yarattığı bir deyim.

-- Dikkat yukarısı spoiler içerir --

Ghost in the Shell'in ana karakteri Binbaşı Binbaşı Motoko Kusanagi, vü

Filmin genel dokusunda önemli yer tutan mekan ise Hong Kong baz alınarak tasarlanmış. Oshii filmde, Hong Kong'da gerçekten bulunan cadde ve sokaklardan modellediği mekanlar kullanmış. Hong Kong gerçekten de tabelaların, binaların ve bitmek bilmez gürültünün kakafonisi ile film için mükemmel bir arka plan olmuş. Filnim mecha tasarımcısı Takeuchi Atsushi'de bunu şöyle özetliyor "Hong Kong filmin temasındaki gibi, enformasyon çağında eskinin ve yeninin bir arada ve garip bir şekilde içiçe bulunduğu bir mekan". Filmde karakterlerin bu Uzak Asya metropolünde oldukça popüler olan San Miguel Birası içtiği sahne de şehre güzel bir gönderme olarak filmde yer alıyor.

Ghost In The Shell'in arka planı olan şehir Hong Kong'dan esinlenmiş.
 Tabii Ghost In The Shell deyince, filmin sonradan Matrix filmindeki "dijital yağmur" efektine esin kaynağı olan açılış seansından ve burada kullanılan müzikten bahsetmemek olmaz. Bir Cyborg'un üretimini gösteren sahnedeki Kenji Kawai imzalı ana tema müziği, antik Yamato dilinde (Japonca'nın atası) bir düğün duasının Japon müziği ile Bulgar armonisinin karışımı ile bestelendiği harika bir harman (aşağıda dinleyebilirsiniz). Kawai aslında şarkıyı Bulgar Folklor Korosuna söyletmek istemiş ama antik Yamato dilinde bu işi yapabilecek birilerini bulamayınca Japon Halk Korosu kullanmış.

Ghost In The Shell ana tema müziği ve "Making Of a Cyborg" sahnesi

Ghost In The Shell kendinden sonraki film ve animler üzerinde etkileri olan bir film. Buna en iyi örnek Wachowski kardeşlerin Matrix filmi. Matrix'teki "digital rain" efekti ve insanların Matrixe enselerindeki bir prizden bağlanmaları Ghost In The Shell'den esinlenmiş. Matrix'in en önemli sahnelerinden olan lobby'deki silahlı çatışma sahnesi de, Ghost In The Shell'in örümcek tank savaş sahnesinden esinlenmiş. Gerçekçi animasyon konusundaki titizliği dillere destan Oshii, filmin silahlı çatışma sahneleri gerçekçi olsun diye tasarım / çizim ekibini Guam'da atış talimine götürmüş.

Friday, October 14, 2016

Verimlilik ayağına kadın calışanlarını dudaktan öpüşmeye zorlayan Çinli patron

Çin'de bir patronun, kadın çalışanlarını kendisini dudaktan öpmeye zorladığı gizli kamera kaydı internette büyük tepkiye neden oldu. Patronun iddiası, kadın çalışanların kendisini dudaktan öpmesinin "verimliliği" arttırıyor ve "takım çalışmasına" olumlu katkıda bulunuyor olması imiş.

Aşağıda gizli kamera çekiminde de izleyebileceğiniz gibi kadın çalışanlar olaya değişik tepkiler veriyorlar. Bazıları bu "motivasyon" seanslarını pek dert etmiyor gibi dursa da bazılarının bundan oldukça rahatsız olduğu açıkça görülüyor. İddiaya göre işlerini kaybetme korkusu ile birçok kadın çalışan bu garip sabah seansına katılıyormuş.

"Patronun" çalışanlar arasında favorileri olduğunu da anlayabiliyoruz zira adam bazı çalışanlarını defalarca öpüyor.

Video Çin'de hali ile büyük tepki ile karşılandı. Bazı tepkiler şöyle :

"Bu iğrenç birşey"
"Bu cinsel tacize girer"
"Adam hoşuna giden kadını işe alıp, her sabah öpüyor" 


Şimdi tüm internetin diline düştükten sonra belki de işini kaybetmekten korkma sırası patrondadır.
Wednesday, October 12, 2016

Makoto Shinkai

Birçok eleştirmen tarafından "Yeni Miyasaki" olarak lanse edilen Japon anime yönetmeni Makoto Shinkai, 2016 yapımı olan Kimi no Na wa (Senin Ismin) adlı animasyon filmi ile 100 milyon ABD doları hasılatı geçerek, bu lakabı sonuna kadar hakettiğini cümle aleme ilan etti. Zira her ne kadar "Yeni Miyasaki" lakabının oldukça abartı olduğunu söylese de Shinkai'nin bu son filmi, Miyasaki yapımı olmayan ve 100 Milyon bariyerini geçen ilk film.


9 Şubat 1973 tarihinde Japonya'da dünyaya gelen Makoto Shinkai, ilk kez 1999 yılında She and Her Cat (Kanojo to Kanojo no Neko) adlı 5 dakikalık bir kısa film ile animasyon dünyasına adım atsa da, asıl dikkatleri, tamamını 7 ayda tek başına yaptığı ve olağanüstü animasyon kalitesine sahip Voices of a Distant Star ile çekti.

Shinkai'nin ilk uzun metrajlı animasyon filmi ise 2004 yılında çıkan, 90 dakikalık The Place Promised in Our Early Days (Kumo no Mukō, Yakusoku no Basho). Savaştan sonra Japonya'nın Sovyetler Birliği ve ABD tarafından Kuzey ve Güney olarak ikiye bölündüğü alternatif bir evrende geçen ve oldukça iyi eleştiriler alan filmi, 2007 yılında üç parçadan oluşan, bol ödüllü ve adını adını kiraz ağacı yapraklarının düşüş hızından alan 5 Centimeters Per Second filmi izledi.

Yönetmenin diğer filmleri de Children Who Chase Lost Voices, The Garden of Words ve Your Name. Marmaray'ı yapan Taisei şirketi sağolsun, Shinkai'nin bir de Japon animasyon stili ile İstanbul'u çizdiği bir de reklam filmi mevcut ki şuradan izleyebilirsiniz : Makoto Shinkai - Marmaray Project 2013



"Şinkai "yeni Miyasaki" olarak adlandırılıyor ve düşsel dünyası detay ve duygu yükünde üstada eşit ve bazen daha iyi." - Ronnie Scheib from Variety

Kimi no Na wa - Senin İsmin

Eleştirmenlerin "Yeni Miyasaki" olarak tanımladığı Japon animasyon yönetmeni Makoto Shinkai'nin en son filmi Kimi no Na wa, Japonya'da 100 milyon ABD Doları hasılatını geçen ve Miyasaki'ye ait olmayan animasyon olarak tarihe geçti.Birbirini hiç tanımayan ama bilinmeyen bir sebeple birdenbire birbirlerinin vücutlarına geçip duran iki lise öğrencisinin hikayesini anlatan bilimkurgu - fantazi tadındaki duygusal animasyon, Hollywood'da sıkça işlenen (Freaky Friday gibi) bu konuya farklı bir iki boyut katarak oldukça özgün bir hikaye anlatıyor.

Büyük şehirde yaşayan Taki Tachibana adlı liseli genç ile Mitsuha Miyamizu adlı liseli kız, gerçek hayatta hiç karşılaşmamış olmalarına rağmen belli sürelerle birbirlerinin vücutlarında yaşamak zorunda kalıyorlar. Olayı kabullenip birbirlerinin yerine geçtiklerinde diğerinin hayatını düzene sokacak işler yapmaya başlayan gençlerden Taki, bu yerdeğiştirmeler başladığı gibi birdenbire sona erince, Mitsuha'yı aramaya başlıyor ve filme oldukça özgün bir konu kazandıran ikinci boyut ortaya çıkıyor. Biz bunun ne olduğunu söylemeyelim. Filmin ismi, "Senin İsmin", filme cuk oturan bir başlık olmasına rağmen filmin sonuyla ilgili önden spoiler da vermiyor.

Kimi no Na Wa, bu türde Studio Ghibli'de görmeye alışık olduğumuz bir animasyon, ses ve efekt kalitesine sahip. Yine atmosfer, konu gelişimi ve mistik öğeleri ile Studio Ghibli tadında bir film. Miyasaki 2013 yılında emekli olduğu için Makoto Shinkai gibi yönetmenlerin yavaş ve emin adımlarla olgunlaştığını görmek oldukça güzel.


Filmi oldukça güzel yapan bir başka öğe de genç karakterlerin birbirleri ile ilişkisi. Birbirlerini tanımayan ve sürekli birbirlerinin yerine geçen karakterler, ilk şoku atlattıktan sonra birbirlerinin telefonlarına küçük notlar bırakarak haberleşmeye ve zamanla birbirlerine yardım etmeye başlıyorlar. Örneğin Mitsuha, Taki'nin hoşlandığı kıza yemeğe çıkmasına yardım ederken Taki'de Mitsuha'ya okulunda daha populer olması için yardım ediyor.

Makoto Shinkai'yi ilk kez, tek başına yaptığı ve inanılmaz animasyon kalitesine hasta olduğum ama koca mecha'nın içine liseli kız koymak gibi çocukça öğelerine burun büktüğüm Voice of Distant Star adlı kısa animasyonu ile tanımıştım. O zamandan beridir The Place Promised in Our Early Days, 5 Centimeters Per Second, Children Who Chase Lost Voices ve The Garden of Words gibi uzun metrajlı ve stüdyo işi animeleri ile işi bayağı ilerletti. Henüz 43 yaşında olan yönetmenin, Miyasaki Totoro'yu yaptığında 48 yaşında olduğu düşünülürse, ömrü yettiğince daha güzel işler çıkaracağı kesin.

Kimi no Na wa - Senin İsmin
Monday, August 1, 2016

Odessa'da nerede kalınır?

Ukrayna'nın Karadeniz Kıyısındaki liman kenti, "Karadeniz'in İncisi", Odessa, ülkenin aynı zamanda en kalabalık 3. şehri. Ilıman iklimi ve Ukrayna'nın önemli turizm merkezlerinden biri olmasını sağlayan denizinin yanında, Rus İmparatorluğu zamanındaki ihtişamlı ekonomik ve kültürel hayatın güzel kalıntıları ile dolu tarihi merkezi ile de gezilip görülecek güzel bir şehir Odessa.

Şehirde görülecek en ilginç yer, Odessa'nın tarihi merkezi. Sovyet Devrimi öncesinde Rus İmparatorluğunun önemli ticari ve kültür merkezlerinden biri olan Odessa'nın tarihi mirasının çoğu Sovyet öncesi döneme ait. Şehrin tarihi merkezi her ne kadar temiz ve güvenli olsa da Sovyetlerin dağılmasından sonra ortaya çıkan ekonomik buhran şehrin önemli bir kısmını bakımsız bırakmış. Tarihi merkezin kendisinden başka şehirde birbirinden ilginç müzeler ve Lanzheron ve Otrada gibi güzel ve güzelleri ile ünlü plajlar da gidip görülecek yerler arasında. Aynı zamanda tabii ki buraya kadar gelmişken Sergei Eisenstein'ın 1925 yapımı sessiz filmi Potemkin Zırhlısı filminin en meşhur sahnesinin geçtiği Potemkin Merdivenini görmeden de etmeyin. Merdivenler tepeden bakanların sadece kocaman basamaklar göreceği ama en alttan bakanlarında bir piramide bakıyormuş gibi hissedecekleri bir şekilde inşaa edilmiş.

Odessa'da nerede kalınır sorusuna gelelim. Bu soruya tek tek Odessa otel tavsiyesi ile cevap vermeden önce Odessa'da konaklama ile ilgili birkaç bilgi verelim. Odessa'da Temmuz / Ağustos aylarında oteller, özellikle de daha ucuz Odessa otelleri tamamen dolu olur. Her ne kadar diğer zamanlarda gidip resepsiyondan otel odası bulma şansınız olsa da Odessa'ya seyahat etmeden odanızı online ayırın.

Bütçe seyahat edenler ve ucuz Odessa oteli arayanlar için bir not. Eğer Odessa'ya tren ile gitti iseniz iner inmez size evlerinde oda kiralamak isteyen yerel ahaliden insanlarla muhatap olacaksınız. Bu "oda"ların bir kısmı aslında bahçe içinde, ana binadan ayrı ve pek iyi inşaa edilmemiş, temel olarak temiz bir barınaktan ibaret. Bunların bazılarında duş alabileceğiniz su tesisatından ziyade, tepesinde evsahibinizin doldurduğu bir depo olan açık hava kabini var. Yerli halkın sunduğu bu konaklama biçiminde tuvaletler de genelde alaturka. Yine de bu tür konaklamada gecelik konaklama fiyatı 10 Doları geçmez ve de yazları pek zorluk çekmeden kalınabilir. Ama unutmayın çoğu kimse temel İngilizce ya da Almanca bile konuşmaz.

Odessa'nın en kalınmaya değer ve güzel otellerinin çoğunu, şehrin Prymors'kyi Mahallesi'nden bulabilirsiniz. Burası deniz kıyısında, merkezi, tarihi ve ilginç bir yer. Buradaki oteller için Odessa Prymors'kyi Otelleri sayfasına bakabilirsiniz. Bizim Odessa otel tavsiyesi olarak aşağıda listelediğimiz otellerin hepsi bu semtte. Gürültü Odessa'da büyük problem olabiliyor o nedenle merkezi olmasına rağmen görece sessiz ve sakin bir köşede konumlu otellere öncelik verdik.

Odessa'da nerede kalınır - Odessa Opera
Odessa Opera Binası


Hotel Ribas
Deribasovskaya Street 3, Prymors'kyi District, Odessa

Duke de Richelieu, Potemkin' stairs, De Ribas' monument, The Passage, Catherine the 2nd statue gibi önemli gezilip görülecek yerlere 15 dakika mesafedeki Hotel Ribas, Odessa şehir merkezinde güzel bir otel arayanlar için ilk bakılması gerekenlerden. Deribasovskaya sreet üzerindeki otelin konumu merkezi olsa da bulunduğu lokasyon görece sessiz ve sakin. Otelde ücretsiz kahvaltı yok ama WiFi iyi ve servis ile odaları gayet güzel.


Frederic Koklen Boutique Hotel
Nekrasova Lane 7, Prymors'kyi District, Odessa

Odessa'da öne çıkan bir diğer merkezi otel de, pekçok rezervasyon sitesinde tam not alan ve bu aldığı notu da oldukça hakeden Frederic Koklen Butik Oteli. Sessiz ve sakin bir konumda olan otelin lokasyonunun yanında temiz ve güzel odaları ve oldukça övgü alan servisi göz dolduruyor. Otelin bahçeye bakan odaları daha sessiz ve sakin. Odalar Fransız, İspanyol gibi değişik stillere sahip, seçerken bu özellikleri sorabilirsiniz.


La Gioconda Hotel
1, Second Lermontovskiy Lane, Prymors'kyi District, Odessa

Kahvaltısı, deniz manzarası, güzel odaları ve muhteşem servis kalitesi ile La Gioconda'da özellikle 2. ve 3. katlarda, Karadeniz manzaralı odalardan birinde kalmaya bakın. Otelin bahçesi ve bu bahçede yiyebileceğiniz yemekleri de çok güzel. Bazı odalarda balkon, bazılarında da sofa var. Hangi tip istediğinize göre odanızı seçin.

Duke Hotel Odessa
Pereulok Chaykovskogo 10, Prymors'kyi District, Odessa

Opera'nın hemen arkasında bulunan Duke Hotel Odessa aynı zamanda kordonboyundan kısa bir yürüme mesafesi uzaklığında. Tarihi bir binadan çok güzel restorasyonla oluşturulmuş olan otelin fiyatları da sağladığı değere göre oldukça uygun. Otelde manzara olmasa da güzel bir yüzme havuzu bulunuyor.

Royal Street Hotel
St. Deribasovskaya 27, Primorskiy District, Prymors'kyi District, Odessa

Odessa merkezinde, restoranlara, barlara, gezilip-görülecek yerlere kısa bir yürüyüş mesafesindeki Royal Street, küçük ama güzel bir Odessa oteli. Otel lüks ya da cafcaflı değil ama klasmanında iyi bir konaklama vaadediyor. NOT: Otelde asansör yok.  Deriskaya Street'e bakan odalar bir miktar gürültülü olabilir ama hayatın akışını izlemek için ideal.

Odessa'daki merkezi otellerin daha geniş bir listesi ve karşılaştırmalı gecelik oda fiyatları gibi ayrıntılar için Odessa Şehir Merkezi Otelleri sayfasına bakabilirsiniz.